23 Eylül 2012 Pazar

Daha öpmemiz gereken öpücükler var dedim.
Sahi öpücük öpülür mü? Yağmur yağardı, yemek yenirdi ama öpücük öpülür müydü ki? Neden olmasın? Zaten aslında öpücüklerin karşılığı değil mi tüm öpüşler? Dudaklara değil dudakların verdiği öpücüğe cevap, öyle olmalı.
Sahi siz hiç karşılığı olmayan bi öpücük verdiniz mi? Ben verdim, tadı duvar öpmek gibiydi. Keşke duvarı öpseydim, o duvardan duygusuz dudaklar yerine. Keşke böyle üzülmeseydi içim.
Sahi içimiz üzülür müydü? İçim sıkıldı derdik mesela ama içim üzüldü demezdik hiç. Benim bi kere midem çok üzülmüştü. Kendi kendini kemirip, yiyip bitirmişti yüzüm bir hafta içinde kendini toparlamışken.
Sahi neden bunları yazdım ki? Öpmem gereken öpücüklerim vardı, içimi üzenler belli belirsiz hatırladığım bir kabus kadardı. Onu hatırlayarak kaybedecek zamanım yoktu hem, sevmem gereken sevgilerim vardı. O daha çok seviyordu, ben daha sevmeye korkuyordum.
Ben de geçmiş acılara döndüm arkamı gittim, ona yetişmem lazımdı.

11 Eylül 2012 Salı

03082012

Yanıldığım, yanlış bildiğim bir çok şey varmış. Uzakta olmak acı çekmek değilmiş. Uzağına düşmek unutmak, unutulmak değilmiş. Uzak olmak can sıkıcıymış yalnızca. Sanki yapacak hiçbir şey yokmuş gibi sıkılıyorum. Durmaksızın gün sayıyorum, bitmiyor, bitmek bilmiyor. Zaman durmuş sanki ama güzel anılarım, tatlı heyecanlarla dolu beklentilerim var.
Yanımda olmayışı canıma tak eden bir'im var. Yüzüme 15-20 dakika vuracak güneşin beni rahatsız edip etmeyeceğini düşünen beni uğurlamak için, beni görmek için uzun yollardan gelen bir'im var. Artık içimde yer etmiş kaygılarımı silip atan, endişelerimi gideren bir'im var. Beni en kötü anılarımla yüzleşmekten korkmayan biri yapan bir'im var. Birlikte iki ettiğimiz bir'im var. Aramıza koca bir eksi koyup hiç yapanların aksine.
Kafamda asla gerçek olmayacak hayaller ya da yaşananların en kanlı, en acıklı sahneleri yok mesela.Onunla geçirdiğimiz zamanları düşünüyorum ve daha çok gelecekte yapacaklarımızı.
Zamanla bir sürü anımız olacak değil mi? Bu çok heyecan verici. Hayatımda ilk defa avcumun içinde güzel bir şey var. Canlı, büyüyen bir şey. Önce birler ikiler oluyor, sonra 10lar derken ay diyoruz, 1.ayımız. Bütün bunlar çok yavaş mı oluyor yoksa çok hızlı mı karar veremiyorum. Acılar yavaştır, rüyalarsa çok hızlı. Bu ise..zamanın normal akışı belki. Olması gereken. İlk defa beni yerden yere vuran boyumdan büyük aşkların peşini bıraktım. İlk defa sakin, durgun, güvenli bir sevgiye şans verdim. Ama kimse bana bu kadar kolay ve aynı anda bu kadar güzel olacağını söylememişti. Yıllar süren soğuk ve zor bir kıştan sonra ılık ilkbahar günlerinde yaşıyorum sanki ve ilkbaharın Mart'la başlaması tatlı bir tesadüf değil de ne?

8 Eylül 2012 Cumartesi

Tatil Biterken

Öhöö öhöö! Luna is back, guys!!
Tatile gitmiştim de biraz. Biraz derken 25 gün kadar dklfjdlkj

Tatilde neler yaptım?

En baştan başlarsak anlatmaya, bu sene yaz okulum vardı (ay şimdi siz beni tembel sandınız ama değilim not yükseltmek içindi şşşşş;))) Annemler yazlıktaydı, okulum olmasına rağmen cidden güzel zaman geçirdim. Yemek yaptım, alışverişe çıktım, arkadaşlarımla sabahladım, evi temizlemekten bile zevk aldım yalnız olunca. 
Okulum bitince de yola düştüm: istikamet yazlık!
İlk bi hafta bütün kasaba bronz bebeksi tenleriyle gezinirken, soluk zavallı tenimin utancıyla yaşadım.. Üstelik esmerim! Beyaz tenli annem bile benden daha esmer olmuştu. Pek yüzmedim, çünkü denizde yüzmeyi sevmem, havuza da kalabalıksa girmiyodum. Yani daha çok sahilde kitap okuyup müzik dinledim. Çok çok yürüdüm, sanırım yürümek en birinci favori eylemim.
Yan sitedeki marketin sahibi öldürüldü. Cinayet lan cinayet! OHA! Gazeteye falan çıktı, çok havalı.
Bi günde kardeşimle yürürken kavgaya şahit olduk: 
O KIZA Bİ DAHA YAKLAŞMAYACAKSIN!! ŞANGIIIIRTT (burda diğeri şişeyi kaldırıma vurup kırdı diğeri.)
Ben: Alllaaah şişeyi saplıcak galiba sdlkcmdsklm
Yerde yuvarlanıp dövüşmeler, havada uçuşan küfürler, kız çığlıkları falan. Sonra ayırdılar. Belki de burda asıl bahsedilmesi gereken olay, çevredeki izleyenlerin heyecanıydı. Yanımda duran kız nolmuşş siz biliyo musunuz kavga niye çıkmış dedi. Gözleri ışıl ışıldı bunu söylerken, baya sevinçliydi. Ben de sırıtarak ay biz de bilmiyoruz ki, kız kavgası galiba dedim. Ne biliyim, hepimizin hayatına bi renk gelmişti, günlük rutinimizde bi değişiklik olmuştu. O an kavga edenler hariç herkes mutluydu. Belki onlar da mutluydu hatta rahatlamak, sakinleşmek için ağız burun kırmak, kafa göz yarmak gibisi yok dfklsjnvsfdkljnvslnkj O olaydan sonra kardeşimle durduk yere şişe kırma hareketini yapıp gülüyoruz.
Bunun dışında pek bi heyecan yaşamadık zaten. Bayramı yazlıkta geçirip, bayram ziyaretine çıkan tek aile olduk. Gitmeden önce bi kez asansörde kalma geleneğimizi geçen yıl olduğu gibi bu yıl da babam üstlendi. Önceki yıllar hep ben kalırdım, hoş değil.
Tüm bu süreç boyunca da sevgilimi özledim. O da beni özledi, o kadar özledi ki tatilini bırakıp 2 günlüğüne yanıma gelecek canım benim.

Son olarak küçük bir diyalog:
Ben: Yarın nerdeyse 1 ay sonra ilk kez sevdiceğimle buluşucam iki kaşımın ortasında kocaman bi sivilce..Yaşamak bu diyil..
Özge: Makyaj denilen nimeti kullan kız :D
Ben: Bu sivilceyi kapamak için estetik yaptırmam gerek olm, makyaj kurtarmaz :(
Özge: Hemen kutsiyi ayarlıyorum o halleder :D 
sdkjlvcnfsdjlkndf böyle de şanssızım çocuklar. Dua edin de yarına geçmiş olsun! 

Not: Elif beni onun deyişiyle bi mimde sobelemiş, bu yazıda onu da yapacaktım ama bi baktım kendisi o kadar tatliş yapmış ki fotoğraflarla falan ben de özenli yapayım istedim. Bide şimdi çantam boş, tatilden geldim ya her şeyi boşalttım ehe.
Kendinize cici bakın.