22 Haziran 2012 Cuma

Marslı Bi Kız Hikayesi

Bölüm 1

Tanışma

Bu hikaye 1998 yılında başladı. Yani Luna'nın ve Engin'in ilkokula başladığı yıl. Ne yazık ki ailemden sonra en uzun süre hayatımda olan ve belki de en önemli insanlardan biri olan Engin'le nasıl tanıştık hatırlamıyorum. Heralde herkes tek tek ayağa kalkıp adını, annesinin babasının ne iş yaptığını söylemiştir. Sınıfımız 8 kişiydi, o 8 kişiden ve sonradan gelip gidenlerden geride bana kalan bir Engin oldu.
Hani hepimizin çocukken sevdiği olur ya, gizli gizli en yakın arkadaşlarımıza anlatırız. İşte benim o ilk aşkım Engin'di. Onunki de bendim. Öğretmen yanıma oturtmazsa huysuzluk yapardı, ben herkesi sevdiğim için sorun etmezdim çok ama. Kümelere ismimizin baş harflerini yazardım, çocukluk işte. Engin okula okuma yazmayı bilerek başlamıştı, ondan sonra ilk öğrenense ben olmuştum.
Seneler birbirini kovalayıp duruyordu, ilkokul 1,2,3... Birbirimizi sevmeye devam ettik bu süre içinde, danslarda hep o benim eşim olurdu, olmadığı zamanlar içten içe kıskanır ama belli etmezdim.
Sonra bir gün bir şey oldu ve küstük neredeyse bir yıl boyunca hiç konuşmadık..



Mektup

5.sınıftaydık, 15 tatile gireceğimiz haftaydı, yanlış hatırlamıyorsam. İngilizce dersinde ben Duygu'yla oturuyordum arkamızda Engin bir çocukla oturuyordu. Normalde oturma düzeni bu değildi ama son günler diye öğretmen izin vermişti istediğimiz gibi oturmamıza. Duygu sürekli Engin'e bir şey için ısrar ediyordu, ne olduğunu bilmiyordum ama sormadım da. Bilmek istemiyordum sanırım. Tenefüste ısrar ettiği şeyin ne olduğunu sıramın üstüne koyulan mektupla öğrenmiş oldum. Engin bana aşk mektubu yazmıştı, Duygu vermesi için ısrar ediyordu. Böyle şeylerden çok utanırdım çok rahatsız olurdum, yakın zamanda alt sınıftan beni seven bir çocuk da barbie bebek almıştı çünkü, kabul etmek istememiştim ama en sonunda araya öğretmenlerin de girmesiyle kabul etmiştim. 
Mektubu aldığım gibi Duygu'yla tuvalete koştuk, bi tanesine girip kapıyı sıkıca kapattıktan sonra okumaya başladım. Çok ama çok utanıyordum, beni böyle utandırdığı için de ona çok kızmıştım. Mektuptan hatırladığım tek bir cümle var şimdi büyük, düzgün harflerle -Engin'in yazısı çok güzeldi, çok da iyi resim çizerdi.- "Lütfen beni anla" yazıyordu. Ama ben onu anlamamıştım. Aramızdaki sözsüz oyunu, o sözlere dökerek gerçek hale getirmiş utanç verici bir şey yapmıştı. Bunlar için çok küçüktük, bu olmamalıydı, yanlıştı.
Bir hışım sınıfa gittim, gözleri önünde mektubu defalarca yırtıp çöpe attım. Sonra bir cevap yazdım, çok sert, çok kırıcı bir cevaptı ama neler dediğimi hatırlamıyorum. 15 tatilden sonra, çaktırmadan montunun cebine koydum. Uzun süre hiç ama hiç konuşmadık. İkimiz de 17 kişilik o küçük sınıftaydık ama birbirimiz için yoktuk sanki. 

4 yorum:

  1. ahaha barbi bebek ha :D:D yazık olmuş ama neden yaptın ki öyle üzüldüm valla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdi düşününce ben de keşke yapmasaymışım diyorum ama çocukluk işte yapmışım :D

      Sil
  2. içimde engini tanıyormuşum gibi bir his var :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ahaah evet doğru bi his :) aramızda kalsın bunlar haa valla öldürür beni anlattığımı duyarsa :D

      Sil