26 Mayıs 2012 Cumartesi

Mikey'ye Mektuplar 2

There is no illusion, there are only illusionists.

Ne büyü, sihir var ne mucizeler, efsaneler gerçek. İnandığımız için var bir çok şey. İnandığımız kadar var. Ben sana inanmayı seçmiştim. Bu seçimi ne zaman yaptığımdan emin değilim, belki de tanıştığımız gündü, ya da bir sonraki seferde sen saçımdaki ince örgüyle oynarken. Ama en çok da 3 aralığı 4 aralığa bağlayan gece, beni Kızılay'da mahsur bırakıp, üşüdüğümde sıkı sıkı sarıldığın gün yaptım bu seçimi sanırım. Ne olduğunu bilerek ve bunu kabul ederek. Çünkü tam da o gün bana illüzyonistlerin en iyisi olduğunu söylemiştin.
Doğru niyetle gelmiştim belki sana, ama yokmuş gibi yaptığım yanlış duygularla gelmiştim. Doğrum seni benim için çabalamaya iterken yanlışım beni bir uçurumdan itmişti, fark etmemiştim ikincisini. -fark etmemiş gibi yapmıştım.- Sonra aşağı süzülürken beni büyülemene izin verdim nasılsa düşecektim, zamanla unuttum gerçeğini. Senin ve benim, bizim, yarattığımız sana inanmaya başladım, zamanla düşüyor olduğumu bile unuttum. Sonra gün geldi, düşmüyorum da uçuyorum sandım. Derken..
Yere çakıldım. Büyü bozuldu.

Ya sen, sen farklı mıydın benden, kandırılmayı tercih eden bizlerden? Değildin, değilsin. Sen de kendine yarattığın karaktere inanıp, gerçeğini unutmuşsun. Unutmuşsun insan olarak kendinden bile yüzde yüz emin olmaman gerektiğini, kesinlerin aslaların aslında belkiler, keşkeler olduğunu. Kendi kendinle öyle büyülenmişsin ki değer verdiğini iddia ettiğin insanları bile aldatmaktan çekinmez olmuşsun. Sen böyleymişsin işte rüyamda dediğin gibi aynı yerde aynı şeyleri yapamazmışsın sıkılırmışsın.
Ah, Mikey öyle değilsin. Farkında değilsin sadece, illüzyonun gözlerini kapamış, tüm o alkışlarla, aşıklarla kör olmuşsun. Kanıt mı istiyorsun. Uyumaya çalışırken, yorganını bacaklarının arasına koyuyorsun değil mi? Ah, Mikey tabi ki biliyorum. Çünkü bacaklarının arasındaki boşluğu benim bacaklarımla doldurduğunda mutluydun, hemen uykuya dalmıştın. İçinin boşluğunu da aynı şekilde ben dolduracaktım, mutlu olacaktın, dışının güzelliği benim kadar seni de kendine pervane etmeseydi. Şimdi sıkıntını saçma sapan yerlerde saçma sapan konuşmalarla, hareketlerle oyalamaya çalışıyorsun. Ve sen yine bilmiyorsun ama sıkıntını hala ben oyalıyorum. Uyuyamıyorsun, doğru şekli almakta zorlanıyor bedenin yokluğumda. Sıkılıyorsun. Ah, Mikey bilmiyorsun sen de benim gibi düşüyorsun. Bebek yüzün içini ittirmiş benim düştüğüm uçuruma. Yere çakılman an meselesi.
Çakılacaksın. Büyü bozulacak.

Sonra uyuyacağız birlikte, belki bir kara deliğe uyuyacağız bambaşka evrenlerin bambaşka boyutlarında uyanacağız, belki de bir aşka uyuyup bu kez birlikte uyanacağız -ilk sefer yapamamamızın aksine-
Çünkü ben uykuyum, büyüsün de bebeğim uyusun. 

2 yorum:

  1. belki içerik ile ilgili olmadığı için kızacaksın ama güzel bi yazı bu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. olur mu öyle şey, her yorumunuz değerli benim için. teşekkür ederim:)

      Sil