28 Şubat 2012 Salı

Ordan, burdan, şurdan 3

Biliyorum, biliyorum blogu çok aksattım! Okulun ilk haftaları böyle oluyor, napıyıım! Her şey düzene otursun söz, mimleri de yapacağım bloglarınızı da okuyacağıma and içerim :') diye geliyodu nerdeyse cümlenin devamı kasdşmvcnkl Şimdi kısa kısa bişeyler anlatıp gideceğim üzgünüm :/
***
Bir arkadaşım, B. diyelim, hoşlandığı çocuğu anlatıyordu bugün.
B.: Sevgilisi varmış ama yok gibi davranıyo, resmen yazıyo bana yaa
Biz: Bırak sen onu, bugün sevgilisini aldatan yarın seni de aldatır kızım yea bla bla bla
B.: Ama çok entel, çok güzel laflar ediyo çok hoşuma gidiyo..Dün gözlerin yıldızlar gibi, ben uyumadan kapama olur mu, çok karanlık oluyo dedi..
Luna: Kusucam galiba.
O entel değil, sadece feysbukta düşsel avuntulara üye canım :') demek istedim, ama içime attım söylemedim. Bana öyle laflar edicek sevgilinin/sevgili adayının aazını kırarım ben lksdnjvdlkşscm. Ne diyon la ne diyon düzgün konuş! der sonra facebookumu kapatır, telefonumu değiştirir, başka ülkeye taşınırım mümkünse klsdşsdklşjhvckl Ya da vereceğim en olumlu tepki: ahahahaaa çok komikmiş kim yazmış yaa :D (sevgili adayı sonuçta konduramaz insan :/)
***
Sadece sayısal derslerle geçen bir dönemden sonra ilk defa ingilizce dersine girdim. Ve acı gerçeği yüzüme bir tokat gibi çarptılar kdflnjvmdkl Resmen odun sayısalcı mantığına bürünmüşüm! oha!
Soru: Describe the meaning of power with a picture.
Herkes neler yapmış: Halter kaldıran adam, dolar işareti, süper kahramanlar..
Ben naptım: Mitokondri :')
lkdşcmlksdşmvcsdlokmvclkşdsmşmödasvkc Aklıma gelen şey kas hücresi mi çizsem mitokondri mi oldu!! Ben sadece öyle şeyler çizebiliyorum olm, onun dışında çöp adam yani, ama evet bu aklıma ilk gelen şeyin mitokondri olmasının acıklılığını değiştirmiyo deklfcmdck
***
A: Ama sen gerçekten çok güzel giyiniyorsun yani çok seksisin. (Bir kız arkadaşım bir erkek arkadaşıma söylüyor..)
B: Ay teşekkür ederim, bana seksi diyenin kırk yıl kölesi olurum gerçekten
Derin bir sessizliğin ardından..
Luna: Seks kölesi oluyosun anlaşılan..
fkdjndmvkilcsdlkmvidflkm Evet çok eğlendim bunu söylerken, o derin sessizliği bununla doldurduğum için çok mutluyum, yine olsa yine yaparım lisdkmv
Hadi ben kaçtım seviyorum sizii öptüm, bay.

18 Şubat 2012 Cumartesi

The letter i just wrote

Tam şu an burda durmuş seni düşünüp gülümsüyor olmam çok anlamsız. Seni gerçekten tanıdığımdan emin değilim. O olabilirsin ama hiç de olabilirsin. Ama sabahları kalkmak için bir sebep bulabiliyor olmak çok güzel. Ölü bir yaşam sürmemek. Hayatın sürprizlerle dolu olduğunu görmem iyi, yoksa rüyalarımda yaşamayı seçebilirim.
Ama sonu var mı bunun? Bir ucu, varış noktası var mı yola düşersem? Nereye dediklerinde yüreğimin götürdüğü yere gidiyorum diyip gülerek geçiştirecek miyim yine, yolun nereye varacağını bilmeyişimi. Belirsiz, bilinmez sadece gitmelerim var hep benim. Kim bilir belki nereye dediklerinde sadece gidiyorum diyebileceğim, aşk bile olmayan bir şeyin peşinde olduğumu bildiğim için.
Bunun sonu yoksa benim sonum ne biliyor musun? Hep aynı. Bir gün sıkılıp karşıma çıkan ilk yola sapmak. Ya da adım atamayacak hale gelip, yolun ortasına oturmak, çaresizce gelmeni beklemek. Halbuki gelecek olsan gideceğim yol önümde dümdüz uzanıyor olurdu. Bilirim ama bilmezden gelirim bir süre sonra kalkar üstümdeki hüznü yenilgileri silkeler dönerim.
Gitmek için erken sanırım henüz. Kime gülümsediğim, kimin hatırasının içimi okşadığı, kimin günümü yaptığı sürekli değişirken. Şimdi hangi yolu seçsem, gidiyorumdan fazlasını söyleyemeyeceğim belli ki. Her birine bir iki çekingen adım atıp geri döneceğim başladığım yere bir süre. Anılar mı ağır basacak yeniler mi görmem lazım.
Bir an olabilecekler, ihtimaller damarlarımda zonkluyor adeta. Çok heyecan verici olabilir, çok eğlenceli. Sonra soğuyorum o düşüncelerden, yapamam, onu elimde tutamam. Başka bir an geliyor anıların vaatleri başımı döndürüyor. Yeniden bir bütünün diğer yarısı gibi hissedebilirim, anlamsızlık en anlamlı şey olabilir yeniden. Sonra sıkılıyorum bu fikirden, yeterince kurmadım mı bu hayali, o büyüyü hiç bozulmamışçasına geri döndüremem. Tam uykuya dalmadan önce veya ara ara o uyanış anlarında, üstümü örtüyor huzur. Bu kadar basit olabilir, başımı sevgiye yaslayıp kolayca uykuya dalıyor oluşum kadar. Sonra korkuyorum aklımdan geçenlerden, sevginin gerçekliğinden emin olamam, sevgi ne kadar şeye katlanabilir bilemem. Belki de sadece filmlerde oluyordur çünkü, aklımdan geçenler.
Ama neden gerçek olmasın ki? Yaşananlar da birilerinin aklından geçenler değil mi zaten? diyor iç sesim, kulak asmamaya çalışıyorum. Bu ara ne dediğini o da bilmiyor. Bazen de siz birbirinize aşıktınız, birbirnize aitsiniz hep öyle kalacaksınız diye fısıldıyor içime yavaşça. Hangi dediğine inansam bilemiyorum, yani şu ara kendime bile inanamıyorum, güvenemiyorum aslında.
Tam şu an burda durmuş seni bekliyor olmam çok anlamsız. Ama bekliyorum işte.

9 Şubat 2012 Perşembe

Be Loved

İnsan hafızası çok garip. Sıkıntılarımızı çok çabuk unutuyoruz sanki. Geçen sene bu zamanlar, gerçek anlamda çok mutsuzmuşum neredeyse depresyon eşiğindeymişim. Ve hatırlamıyorum, ne hissettiğimi,  neden o kadar kötü olduğunu her şeyin. Öyle olduğunu bana hatırlatan blogtaki ilk yazılarım oldu. Boktan geçen bir tatilden, üstümden günlerce çıkarmadığım pijamalarımdan bahsettiğim yazılar. Kardeşim, geçen sene kar yağdığında oynayalım demiştim ben kardan nefret ediyorum git başımdan demiştin dedi. Gerçekten hiç ama hiç hatırlamıyorum.

Düşünüyorum o zamanla şimdi arasında çok büyük farklar yok. O zaman hayatımı mahveden, şu ara aklıma bile gelmeyen bir insanın gidişiyken, şimdi hayatımı güzelleştiren, anlamlı kılan kim bilmiyorum.
Belki bu tatil boyunca doğru düzgün evde oturmama izin vermeyen arkadaşlarımdır, son bir yılda edindiğim yeni arkadaşlar. Ohaa, çok özledim olmmm! diye koşarak sarılacağım insanlar. Beni güldüren, benimle gülen insanlar. Mutlulukları paylaşan güzel insanlar..
Belki her şeyin eskisi gibi olduğunu düşünmemi sağlayan, bana o güveni veren insandır. Yeniden kendini bulmaya başlayan yine buluştuğumuz da bir saniyeyi susarak geçirmediğimiz ikiz. Kötü her şeyin düzeltilebileceğini, çok derin yaraların bile iyileştiğini hissettiren ikiz.

Belki sabah uyandığımda telefonuma gelmiş olan 8934789 mesajın sahibi olan, her sabaha gülerek başlamamı sağlayan insandır. Her zaman gerçekçi olan, ama bunu beni hiç kırmadan yapan Özgüş. Beni saçmalamaktan alıkoyan, ama saçmaladığımda da yanımda olmaktan vazgeçmeyen, saatlerce geyik yapabileceğim Özgüş.
Belki yanında sarhoş olabileceğim, her türlü saçmalığı yapabileceğim ve bundan asla rahatsızlık duymayacağım insandır. Çılgınlar gibi kar yağmasına rağmen ben üzülmeyeyim diye Kızılay'a gelmeyi kabul eden, beni neredeyse anne şefkatiyle seven Simk. Aşık olduğumda bana cesaret veren, hemen evlendiğimizden, çocuklarımızdan bahsetmeye başlayıp beni mutlu eden, kimi zaman tüm saflığıyla beni gülmekten öldüren Simk.

Belki ne zaman arasam, konuşmaya ihtiyacım olsa bulabileceğim insandır. Kimi zaman yanlış anlaşılmalar yaşasak da açıkça konuşmaktan çekinmeyeceğim, beni muhteşem biri'yle tanıştıran Summersmiler. O tatlı insanın günlerimi aydınlatmasını sağlayan Summersmiler.
Bloga yazdıklarımı okuyan, yorum yapan insanlar. Sizler varsınız, sonra.

Ya da ne bileyim, her gün üşenmeden 2-3 saatini bana vermekten çekinmeyen insanlar var.
Tanımadığım halde sevdiğim adamların olması çok güzel, tanıyıp nefret ettiğim adamlar varken. 
Yukarıda bahsettiklerimin hepsi belki de hayatımı güzelleştiren. Zor yolu seçenler onlar. Birini üzmek, hayatını zorlaştırmak çok kolay. Sadece onun hayatından çıkarak bile yapabilirsin. Ama birini gülümsetmek zor, çaba gerektirir, gerçekten içten gelen bi sevgi gerektirir. Zoru seçtiğiniz için teşekkür ederim hepinize. Ben de sizin için zoru seçicem hep.

Hayat bazen çok böyle(:

Bide bazen nefret ettiğiniz insanın size geri döndüğünü görmek de hoş değil ama baya mutlu edebiliyor.

6 Şubat 2012 Pazartesi

Mimoş 20

Lei'nin Gölgesi mimlemiş çok teşekkür ediyor ve hemen başlıyorum mime :)

1.Sence çok anlamlı bir söz? 
Söz değil de diyalog olacak bu,
-But how can I know who my Soul Mate is?
-By taking risks, risking the failure, disappointment, disillusion.
2. Makyajında olmazsa olmazın?Göz kalemiyle, rimel arasında kaldım
3.Uyguladığın güzellik tüyosu nedir?
Güzel olmak için tüyoya ihtiyacım yok falan diyomuşum fcksdjclksjş aklıma bişey gelmedi şimdi ne desem yalan olur
4. En sevdiğin içecek?Kahve
5. Nefret ettiğin şey?İlgisizlik. Yani ben birini önemsiyorsam, onun bana karşı ilgisiz davranmasına tahammülüm yoktur pek.
6. En çok sevdiğin iltifat?
Sevilmeyen iltifat olur mu bilemedim. Sanırım bir iltifatı sevmem için önemli olan iltifatın ne olduğu değil kimden geldiği:)
7. Favori kitabın?

Bunu uzun süre düşündüm ama hepsi çocuğum gibi aralarında ayrım yapamam lkdsfmvklm Daha okumadıklarım favorilerim şu ara :D
8. Sana görünüş olarak yakın bulduğun bir ünlü?
Ben kimseyi yakın bulmuyorum da bi kere bi arkadaşım şu aşağıdaki bağyana yani Audrey Tautou'ya benzetmişti, bence hiç benzemiyorum ama benzesem baya sevinirdim dlckodflik

 9. Herkesin beğendiği ama senin beğenmediğin bir ürün? Ürün değil de şu Vampir Günlükleri dizisini hiç sevmiyorum, herkes niye o kadar bayılıyo ona yea :/
10. Şu an en çok almak istediğin kozmetik ürünü?
Sayılır mı bilmiyorum ama parfümümü değiştirmek istiyorum, bir türlü istediğim kokuyu bulamadım. Çok severek alıyorum sonra hiç hoşuma gitmemeye başlıyo.
Mimlemeye çok üşendim, isteyen herkes yapabilir :)
***
Tatilin bitmesini hiç istemiyorum, böyle o kadar mutluyum ki :')
Her güzel şey neden bitmeli? Neden bitmek zorunda? Gibi sorular soruyorum kendime. Şu bi hafta hiç geçmese yaaa :')

Not: Blog şeysimi yapan ellerini yer, yapmayı düşünen kafanı kucaklarım Simk'im! Böyle de tatlı arkadaşlarım var kiii (:

3 Şubat 2012 Cuma

Adını feriha koydumu izledim replikleri 1:
"Allaam bi gün ben de annemi arıyıp anne biz ....'yle kaşdık diyim dinimizamin."
Kiminle kaçtığımı da söylemiyorum merak edin :')

1 Şubat 2012 Çarşamba

Awesome sister is awesome

Uzun zamandır eğlenceli şeyler yazmıyordum artık yazmanın zamanı geldi! Kardeşimin muhteşem anılarından bir derleme yazıcam! Here it goes..
 Vol 1.
Kreşe yeni başlayan kardeşim Havva isimli sınıf annesine isyan ediyor;
-Git başımdan Havanaaaa senden nefret ediyoruuum! (Havva anne diyorlarmış diğer çocuklar kardeşim biraz yanlış anlamış..)
Vol 2.
Yine kreş zamanları..
-Anne bana fosfonyo yapsana, kreşte yapıyolar hep çok güzel
+Nasıl bir şey o?
-Meyve suyu gibi
+Komposto mu?
-Hayır fosfonyo.
Kardeşim uzun süre ısrarla fosfonyo olduğunu iddia etti ama evet kompostoydu.
Vol 3.
Bizim ranzamız vardı kardeşim altta ben üstte yatardık. O uyuyamayınca ben kenardan elimi uzatırdım el ele tutuşurduk, uyku akımı oluyo bak sana gönderiyorum derdim. İnanır uykuya dalardı hemen:) Neyse anlatacağım bu değil biraz iğrenç bişey :D Bazen kardeşimin kendi kendine bir şeyler dediğini duyardım geceleri. Kreşe hoş geldinn, evet sen mezun oldun güle güle benzeri.. Sonra fark ettik ki, sümükleriyle konuşuyormuş.. Evet garip.
Vol 4.
-Abla, 2 tane portakal 3 tane elma 5 tane mandalina 1 tane muz yedim, süt içsem kusar mıyım?
Evet, içti ve kustu.
Vol 5.
Gece 1de kardeşimden mesaj:
-Abla, aklıma hülya avşarın sırt dekoltesi geliyo korkuyorum uyuyamıyorum
+ Ahahahaaa kıyamam :D murat bozun yüzüne odaklan ;D
Vol 6.
Yeni eve taşındığımız gün;
-Abla, ben bu evde yaşadığımız süre boyunca kaç kere çampikçorabak dediğimi sayıcam, bir.
+Ha?
-Çampikçorabak. iki.
-Oldu, görüşürüz.
Bir kaç ay gerçekten saydı sonradan unuttu.
Vol 7.
Bisküvinin kabını açmaya çalışırken,
-Uuuf bi türlü açamadım, allah yememi istemiyo mu acaba?
+Evet, tüm derdi senin bisküvi yememen zaten..
Vol 8.
Bir atarimin olduğu zamanlar, kardeşim daha bebek. Ben oynuyorum o da arkamda oturmuş izliyor. Bir süre sonra sıkılıp gidiyor, bu arada pis bi koku geliyo ama anlam veremiyorum. Derken odaya giren babam;
-Vaayy sahte kaka mı aldınız :D
Arkamı dönmemle kokunun kaynağıyla karşı karşıya gelmem bir oldu. Annem alışsın diye bez bağlamamış, bizimki de yapmış yapacağını.. Evet burda asıl güzel olan babamın tepkisi, sahte kaka almış olabileceğimize hatta öyle bir şeyin olabileceğine ihtimal vermesi.
Vol 9.
Yine küçükken,
Ben: Sen doğmadan önce annemin kaşları yerlere kadar uzundu, saç gibi.
Kardeşim: Yaaa değildir kandırma, sonra nolmuş peki şimdi niye öyle değil?
B: Sen doğunca döküldü.
K: Fotoğraflarda niye hiç uzun değil?
B: Çekilmeden hemen önce kesiyodu, sonra hemen yine uzuyodu.İnanmıyosan git sor anneme.
Evet, gerçekten sordu..
Vol 10.
Sınıfta deney yapılıyor, şeker ve tuz ayrı ayrı ısıtılıyor, ne olduğu gözlemlenecek. Kardeşim yanında muhteşem arkadaşıyla izliyor deneyi.
Arkadaşı: Aaaaa şeker karamelee dönüşüyooo :O
Kardeşim: Aaaa tuz da gargameleee :D
Kardeşim bir sonraki ders fark ediyor ki arkadaşı dediğini ciddiye almış ve deneyin sonucuna tuz da gargamele dönüştü yazmış..
***
Bu seferlik bu kadar olsun. Böyle tatlı bir kardeşe sahip olduğum için çok şanslıyım.. Tabi ki arada kavga ediyoruz ama..O olmasa kar yağdığında dışarı çıkmaya üşenirdim. O zorladığı için çıktım, el ele tutuşup kara yattık, kardanminiayı yaptık. O olmasa sinirlerim çok bozuk olduğunda Marilyn Mansonun kopya kağıdıyla çizip getiren beni gülmekten ağlatan ve rahatlamamı sağlayan biri olmazdı. O olmasa kimse masama "seni cedric 9 yaşına girene, slwester tweety yi yiyene, Tom jerry yi yakalayana kadar seveceğim" yazılı bir not bırakmazdı. O olmasa armut diye mesaj atamazdım kimseye. O olmasa bir parçam eksik olurdu.

Sonradan ekleme: Bunu nasıl unuttum kesinlikle eklemeliyim! Kardeşim annemle babamdan akrabalarımız diye bahsediyo sdlkfjcdl mesela evde yalnızız kapı çaldı, akrabalarımız gelmiştir kapıya baksana falan diyo :D