3 Eylül 2011 Cumartesi

21082011

Burası bir bataklık. Hayallere batıyorum, dibine vuruyorum. Su tenime her temas ettiğinde beni alıp götürüyor, nefessiz bırakıyor, boğuyor içinde. Bırakıyorum kendimi zehirli hayallerimin kucağına. Her gece karanlıklar içine çekiyor beni, yıldız kaydırıyor, dilek tutturuyor. İlgisizim tamamen, her şeye karşı. Sadece su ve karanlıklar var.

Nefes al, nefes ver. İnsanlar konuşurken, gülümse önemsiyormuşsun dinliyormuşsun gibi.
-hiç susmuyorlar- Gece uyu, sabah uyan. Ara sıra bir iki kelime söyle. Aklımda tutmam gerekenler bunlar yaşıyormuş gibi yapmak için. Kendinden bile uzak yaşadığın zamanlar yapman gerekenler bunlar. Sadece beden olarak boşa geçirdiğim zamanları yaşanmamış sayıp bir kenarda biriktirsem olmaz mı?
Acıdan daha ne kadar kaçacağım? Eninde sonunda takılıp düşer-
Belkiler. Hayaller. İnkar. Ret. Acı yok.
Hala burada. Ben hamlemi yapmadım daha. Kartlarımı ne zamana kadar doğru oynamayı başarabileceğim? Bu oyunu sonsuza dek sürdüre-
Belkiler. Hayaller. İnkar. Ret. İkimiz de kazanabiliriz bu oyunda. Hala.
***

"Wake me up when September ends."
Öyleyse kendi kendimde, sahipsiz ölüyüm ben o zamana kadar. Uykuya yatıyorum, ilgisizlik ve sıkılmışlık halleri arasında gidip gelen beni geride bırakarak.
Eylül bittiğinde beni uyandır, sevgilim. Kırgın olmayacağım.
Rüyalarımın birinde anahtarını bulmam dileğiyle, iyi geceler aşkım. Eylül bittiğinde bul beni, uyandır.

2 yorum:

  1. çok karanlık bir yazı olmuş ama büyülendim...
    özellikle GD den en sevdiğim ğarçayı koymakla... kalbimi kazandın marslı kız :)

    YanıtlaSil
  2. teşekkürler, ben de en çok bunu seviyorum :)

    YanıtlaSil