28 Eylül 2011 Çarşamba

Anneee sen de mi yaa?! :')

Ah ah kanımı dondurucak bi olay yaşadım bugün sevgili bloggişler! dsjklvsvh -yazar burda mübalağa sanatı kullandı-
Annem bi kursa gidiyor, yarın da sınavı var. Acayip hırslı ve inek bir öğrencilik geçirmiş bir insan olarak 100 üzerinden 90 almaya bile tahammülü yok. Ama kurs hocası çok kötüymüş hiç anlatamıyormuş, benim kız -anneye benim kız denmez taş olursun kldsjfcs- hiç öğrenememiş anlayacağınız.
Yemekten sonra oturmuş sohbet ediyoruz, -ben günün olaylarını anlatırım her gün anneme, yanımızda başkası olmasını sevmem sadece ikimiz olucaz- önünde dersleri var kıyamam çalışmaya çalışıyor ama şartlar çok ağır! Bi yanda ben konuşuyorum bi yanda öyle bir geçer zaman ki asdkljcsc
Annem fısıltıyla;
-Lunaaa sence kopya mı çeksem?
+ Nasıl yaa? Anneler kopya çekmez! (şok oldum gözlerim dolu dolu)
-Sınav kağıdı çaldım...-(konuşmaya devam ediyor)
+asljfckshdacjksah ohaa nasıl yani anneee inanmıyoruuuöööeeeemm
- Ya hatıra kalsın diye almıştım, bilmeden. Şimdi aklıma o geldi işte, buraya cevapları yazarım..
(meğerse sınav kağıdı dediği şey boş kağıtmış üstünde ad-soyad kısmı falan var sadece sorular ayrıca veriliyormuş. Benim akıl kübümde hocanın kesin çıkar dediği yerleri o kağıda yazıp sınavda kendi kağıdıyla değiştirmeyi düşünmüş..)
+ E ya o sorular çıkmazsa?
-Olmayanları silerim de kağıtları nasıl değiştircem onu bilmiyorum. Değiştirebilir miyim sence?
+Ne biliyim anne ya yakalanırsan çok fenaaa! çok utanırsın koskoca kadın kopya çekmiş kjsdcdsclş rencide ederler kjdsfhvf
-Şiişşt.(o sırada kardeşim yanımıza geldi.)
İşte böyle kardeşim gittikten sonra biraz daha olurunu olmazını konuştuk slşkdcjads anneler de kopya çekiyormuş yani. Olur mu öyle şey ya ben bile çekmiyorum :(
Bakalım yarın neler olucak çok merak ediyorum. Bence çekemicek ama bakalım salşdkfcj

26 Eylül 2011 Pazartesi

My Love For Evermore

Eveet biraz aksattım blogumu, pek okumadım sizlere yorum yazmadım, yeni yazı da yazmadım..Okulun ilk günleri stresini yaşıyordum atlattım! Yani geçen sene de üniversitedeydim ama hazırlık olduğum için bi lise 5 havası vardı şklsdvjfdsvc
Eskiden blogu olan Summersmiler'ımın aldığı atomic turqouise rengiyle boyadım saçımın uçlarını! Çok tatlı bi renk olm aşık oldum!!1!!1bir!1
***

Léo'yu görmek istiyorum. Ama buna hiç hazır değilim aynı zamanda. Gördüğüm an aylarca uğraştığım savunma mekanizmam yerle bir olucak, biliyorum. Acısını hissettirmeyecek kadar sert duran duvarlarım kalbimin yerinden çıkacakmış gibi çarpışıyla yıkılıp gidecek, 5-6 kalp atışı yetecek hem de. Yine de görmeliyim. Gözlerimin ihtiyacı var üstünde gezinmeye, yüzünde dalıp gitmeye. Kulaklarımda sesi çınlamalı eskisi gibi, sesini dinlerken ne dediğine dikkat etmeyi unutmalıyım yine. Kokusunu içime çekmeliyim, ne kadar tutabilirsem o kadar iyi. Sonra, bir de ellerimin ihtiyacı var tenine dokunmaya, gerçekliğini parmak uçlarımda hissetmeye ama onu sona sakladım.
Yorgunluğuma tepkin o kapalı, genellemeler üzerine kurulu cümleler olmamalıydı. Sadece kafa karışıklığı ekledin, hiç yardımcı olmadın yine. Olsun, ben hallederim sorun değil. Belki mahvolurum o ilk an. Belki boynuna atılıveririm düşünmeksizin. Ama ben bi' yolunu bulurum dimi Léo? Hep buldum. Yorgunluğun sonu vazgeçmek değildir, bir daha öyle deme. İnan bana. İnan bize biraz. Ben senden vazgeçmeyeceğim, sen de benim için başka bir şeylerden vazgeçmeyeceksin. Bi' orta yol buluruz dimi Léo? Sen selam verirsin bir gün bana, ben yanına gelirim bir gün senin.
Daha anlatacak çok saçmalığımız var, çok garipliğimiz var. Biz susmayız dimi Léo? Evet de Léo, sen hep evet de bana.
"We stood on a cliff on a starless night, I held your hand in mine
So stand by me with all your heart, I need you by my side."
Bu da şarkısı.

19 Eylül 2011 Pazartesi

Bunalmak.

Hayatımın büyük bir kısmı çabalamakla geçti, arkadaşlarım için, aşklarım için. Arkadaşlarım; üzdü kimi zaman, kırdı affedip durdum, hiç kıyamadım. Onlar kırıp döktükçe arkalarını topladım, yapıştırdım, bir şey olmamış gibi yaptım. Aşklarım; beni sevmeye uğraşmadı bile kimi zaman, ben ikimiz yerine de sevdim. Oturdum hikayelerini yazdım, bir zaman sonra da bir son hazırlayıp bıraktım. Ama artık yorgunum bütün insanlar için çabalayıp durmaktan. İnanın, parmağımı kıpırdatacak halim yok bir arkadaşlığı, bir aşkı daha kurtarmak için. Nefes almak kadar kolay arkadaşlıklar, aşklar varken ne gerek var kahraman olmaya?
Ama- Hep amalar var işte, içinden çıkamadığım.
Her şeyi geride bırakıp öylece çekip gitmek de çok zor. Emek verdiğim, bulduğum, büyüttüğüm aşkım; yaşanan güzel anlar, paylaşılanlar, birbirinin kusursuz kopyası olan iki akıl var. Biri bilinçli sadece diğeri olmadan eksik olacağı konusunda, diğeri fark etmiyor. Fark etsin diye uğraşmaktan yoruldum, mümkün olduğunca beynimden bile uzak tutmaya çalışıyorum Léo'yu. Uzakken bunu yapmak kolay ama yakınken ne yapacağım?
Zor da olsa inandıklarımın peşinden gitmeli belki. Ya da zor da olsa -belki daha zor- bütün beni zorlayan ilişkilerimi terk etmeliyim, unutmalıyım. Léo'suz yaşayabilirim biliyorum, bir şekilde devam eder hayat. Ama hep eksik kalmayı kabul etmem demek bu. Onun bana kusursuz uyum gösteren parçasını sonsuza dek kaybetmem demek.
Sorular- Hep sorular var cevap bulamadığım.
Hangisi daha kolay? Hangisi daha gerçekçi? İşin bu boyutu var bir de. Belki O'nu, onları terk etmek kolay ama gerçekten yapabilir miyim? Yaparsam bunu ne kadar sürdürebilirim? En sonunda doğruyu bulacağım ama ilk atışta isabet ettirmeliyim, yıpranmadan, kırılmadan. -daha fazla..
Yorgunum. Hep yorgunum. Çok yorgunum.
Ne çaba göstermeye ne vazgeçmeye halim var aslında. Her şeye çok yorgunum.

Sıkıldım. Bunaldım. Çok bıktım ilgini üstümde tutmaya çalışıp durmaktan.
Ne ilgisizliğine ne sana yeni oyunlar yaratmaya tahammülüm var aslında. Hepsinden çok sıkıldım. Zor olan herkesten.

Kolay olan tek adamımı çok özlüyorum böyle zamanlarda, bana hak ettiğimden de fazla değer veren tek insanı. Sanırım mantıklı olabilmek için sadece ona ihtiyacım var benim şu an. Doğru seçimleri yapabilmek için sadece onunla konuşmaya ihtiyacım var.

15 Eylül 2011 Perşembe

Mim 15- Blogger Dedikodusu

Aslında dün akşam yapmayı planlıyordum ama uzun süredir konuşmadığım yakın bi arkadaşımla sohbete daldım, yazmaya vakit bulamadım :) Lise günlerini andık, yaptıklarımız ne kadar çocukçaydı dedik, anlattıkça anlattık konuşmaya doyamadık! Bu arada bu arkadaşımı gerçek hayatta hiç görmedim ben, Sky'ın mektup yaz diyen arkadaşının sevgilisiydi, hatta onun msnine girdiği zamanlar konuşmamızla başladı arkadaşlığımız. Onlar ayrıldı üstüne bir sürü şey yaşandı ama biz kopmadık, araya sınav girdi falan derken konuşamaz olduk öyle işte neyse çok uzattım.
Mimden önce biraz daha gevezelik yapıcam..Geçen twitterda birisi şöyle bişey yazmıştı: "Tumblrda herkes melankolik, twitterda filozof, facebookta skjldhfsdkjh" :D düşündüm öyle cidden sonra peki burası nasıl dedim, bence burası en güzeli. Bazen dalga geçiyoruz, gülüyoruz bazen melankoli yapıyoruz, bazen eleştiriyoruz, kızıyoruz kısacası tamamen kendimiz olabiliyoruz burda. Belki isimler söylenmiyor ama o yüzden de içimizden geldiği gibi yazabiliyoruz; eski sevgililer, eski sevgililerin yeni sevgilileri, sevgililerin eski sevgilileri vb garip durumlar oluşmuyo. Sonra "retweet"lenme kaygımız yok ya da bişey yazıyım 35 kişi "like"lasın, beni 12876421 kişi "follow"lasın.. Buradaki herkesin sadece içini dökmek için yazdığına, samimi ve içten olduğuna inanıyorum o yüzden de hiç birinizi tanımasam da çok seviyorum! Ehe bu kadar konuşmak yeter artık mime geçiyorum..
***
Sevgili Hemsponpi ve Polly mimlemiş çok çok teşekkür ederim yavru kuşlarım :D

İlk düzenli okuduğunuz blog ve hissettikleriniz: Şu an aklıma sadece Mia ve helin geliyo, başkaları da vardı ama artık yazmıyolar. İkisi de çok eğlenceli yazılar yazıyodu çok sevmiştim. Hatta Mia'nın ilk okuduğum yazıları hala aklımda özellikle komşu kızının maceraları :D

Sanal alemden tanışıp görüştüğünüz bloggerlar:
Sadece helini tanıyorum ama onu da önceden tanıyordum zaten.


Blog dünyasına adım attığınızda, gökyüzündeki yıldızlar kadar parlak gelen, asla onun gibi olamam diye düşündüğünüz bloggerlar: Takip ettiğim herkesi beğenerek okuyorum ayrım yapamam

Kendinize yakın bulduğunuz bloggerlar:
Mia, Bal, Feli Jo -yenilerde takip etmeye başladım ama çok sevdim-, A.Supertramp, helin, Beer-bayadır yazı yazmıyordu ama yine de ekliyim dedim bu listeye-

Moda blogları arasında en sevdiğiniz blog:
Moda bloglarını takip etmiyorum ama sayılırsa inanırsakolurbence'nin yaptığı çantalar, takılar çok güzel.

Yazılarını okurken keyiflendiğiniz bloggerlar:
Mia, helin, Polly, Patates Soyacağı, Gezenti, degdimisimdi, Hemsponpi ama genel olarak hepsi çok keyif veriyo:)

Sürekli sayfasını açtığınız, okuyup yorum bırakmadan çıktığınız bloggerlar: Genelde yorum bırakmayı tercih ediyorum.

Blogger dediğiniz an ilk aklınıza gelen isimleri yazıyoruz, burda link vermiyoruz aklımıza gelenleri patır patır yazıyoruz bakalım kimler aklınızda yer etmiş kimleri ezberlemişiz. Kopya çekenin...Neyse kopya çekmezsiniz siz nasıl olsa hayatımızdaki en samimi yer burası öyle değil mi?
Mia, Feli Jo, helin, Bal, Patates Soyacağı, Gezenti, Beer, Polly, degdimisimdi, Hemsponpi, A.Supertramp, Nepenthe, googhan, inanırsakolurbence, memento mori, French oje, T.B., Leah, Sia, kirazlı sakız, Rory, Elise, cips yiyemeyen kız, Missbone, Zombi, QueenE
Aklıma bu kadar geldi unuttuğum herkesten çok özür diliyorum! Adı geçen herkes mimlenmiştir.

14 Eylül 2011 Çarşamba

Saçmalamak

Konusuz bi yazı yazıcam.. Konusuz diyince aklınız başka yerlere gitmesin hemen asjdhsdg. Sadece o an aklıma ne gelirse ondan bahsedicem. Şu an aklıma benim bu yazma işine başlayışım geldi. Yıllar yıllar önce.. jkedfhedsjkd ilk aşık olduğumda yazı yazmaya başlamıştım. Sonra bu aşık olduğum çocuğun, Sky diyelim ona, arkadaşı mektup yaz dedi. Kafa buluyo sandım önce ama ciddiymiş işte ben de yazdım bişeyler. Ama ne kadar zor bişey olm! Burda saçmalamak kolay onun okuyacağını bilince olmuyo. Hani filmlerde falan olur ya yazıp yazıp buruşturup atarlar falan o gerçek lan! sdjkfsad. Neyse sonunda yazdım tabi o zamanlar gayet ergen melankolisi yapıyorum şimdiki aklım olsa hohoooo jshfdssd sonra çocuğa ulaştı mektup ammaaa o ara eski sevgili pörtlemesi durumları oldu bizim iş yattı. Ama öğrendim ki aylarca cüzdanında taşımış mektubumu nabeeeer  asjkdasdf. Zaten o ilk ve en büyük aşkımla hiç kavuşamadık biz. Her yakınlaşmamızda dış kuvvetler girdi devreye. İlkinde dediğim gibi eski sevgili pörtlemesi oldu, ikinci de "kanka" adı altındaki şahıs aşkını ilan etti. 3.de ayrılmışlardı biz yakınlaşınca barıştılar ve 4.de ve 5.de ve... Allahın cezası sarı kız! puu sarışınlar boktur zaten -sözüm meclisten dışarı jasdksd-. sıç bok göt kız öl. Bakın buraya yazıyorum o kız öldüğü gün kalkıp göbek atıcam!
dksjahvd
Ama şaka bi yana cidden Sky'ı içten içe hep sevicem. Lisenin ilk günü önümden koşup giden bordo converseleri hiç unutmıcam hep gülümseyerek anıcam. Zaten kime yazmış olursam olayım ona yazdığım yazılar kadar güzel olmuyor, onlar kadar sevemiyorum. Ona yazdıklarımı trilyonlarca kez okudum ezbere biliyorum. Neyse bu yazdıklarım bi geri dönüş olarak algılanmasın ben yoluma devam ediyorum. Yolun sonunda onu bulurum belki bilinmez ama bulamazsam da daima aklımın bir köşesinde bulunacağını biliyorum.
***
O değil de burda sövdüğüm birileri okuyomuş mesela blogumu, yorum yazıyomuş "vay şerefsiz! ben onun kalıbına tüküriiyiim" falan ne komik olurdu lksjhafsdaljkh
Aslında tüm ciddiyetimle bişeyler paylaşmalıyım sizinle ama gel gör ki cıvıklığım şu an için el vermiyor skldcjs
Hadi şimdilik baaayy cicişler öptüm sizi skjds
Not: Ha bide bugün french oje'yle T.b'nin kitabını aldım, çok güzeeel gidiyo! Çok akıcı yazmışlar herkese tavsiye ederim!:)

10 Eylül 2011 Cumartesi

Mars'ta Sevmek

Sana hiç anlatmadım, dinlemeyeceğinden korktum hep. Ama aşk karmaşık, planlı, tehlikeli, acıtan bir şey değil ben de. Aşk en doğal şey.
Güzel sözler söylemene gerek yok, konuş sadece. Herhangi bir şeyi anlat komik, üzücü, korkunç, neşeli; sadece sesin kulaklarımda olsun yeter. Ben pek beceremem konuşmayı, sen anlattıkça gülerim, gülümserim, üzülürüm, kızarım, korkarım. Sürekli beni ne kadar sevdiğini söyleyip durmana gerek yok, sevdiğini bilsem yeter. Konuşmaktan yorulursan susalım, susmakta iyiyimdir. Başımı göğsüne yaslayayım içinde benim şarkım çalsın, susup dinleyelim. Bazen de sen benim göğsüme koy başını, önce heyecandan nefes alamayayım, kalbim göğsümden çıkacak gibi vursun dursun. Parmaklarım saçlarına dolansın, susalım.
Birlikte yapabileceğimiz her şeyi yapalım. İçelim, dans edelim, sinemaya, lunaparka gidelim, paraşütle atlayalım, dalış yapalım, , hiç beceremediğim halde resim çizmeye çalışalım, müzik yapalım, yeni diller öğrenelim, bir ev hayvanı alalım ama kedi olmasın, yeni sporlar deneyelim, yeni enstrümanlar öğrenelim, dövme yaptıralım, piercing taktıralım dünyayı dolaşalım, insanlara karışalım, bazen de tamamiyle soyutlanalım..Kısacası herkesle ama aslında sadece ikimizle bir hayat kuralım bize.
Kavga etmeyiz sonra, ne gerek var? Bir gün bana kızarsan veya ben sana kızarsam, yine susup oturalım. Sakinleşene kadar tek kelime etmeyelim ama birlikte duralım. Kızgınlığın geçince elimi tut, ben anlarım. Üzerine sadece bir özür dilerim fısıldansın bir önemli değil. Sonra tamamen unutalım.
Sıkılırsan git bazen, çık dolaş arkadaşlarınla, iç istersen. Bi kaç gün arayıp sormasan da olur, sorgulamam yargılamam. Ama tek isteğim beni özlemiş olarak dön. Çal kapımı, özlemle kucakla beni. Sonra yeni hikayelerimizi anlatalım birbirimize.
Sevmek sözlerle olmuyor, sözler ağızdan bazen çok yanlış, çok sert çıkabiliyor ya da çok doğru oluyor acıtıyor. Dokunuşlarsa asla yanıltmıyor, asla incitmiyor. Sadece seninle olmak yeterken, kavgalar kıskançlıklar çok gereksiz geliyor.İşte seni böyle sevmek istiyorum, beni böyle sevmeni istiyorum. Birbirimize ait olmamız sırtına bi yük olmasın, korkma. Böyle doğal, böyle kolay Mars'ta sevmek.

9 Eylül 2011 Cuma

Mimoş 14

Bayadır mim yapmamıştım güzel oldu bu, Hemsponpi ve Helin'm mimlemiş beni çok teşekkür ediyorum öpüyorum ve mime geçiyorum..
Mim konusu: Bir gün için karşı cinsin bedenine giriyoruz fakat beynimiz ve ruhumuz aynı. Neler yapardık ?Ben de bi çok kişinin dediği gibi erkek muhabbeti yapardım bi! Aslında O'nun bi arkadaşı olmak isterdim ki benden bahsediyor mu ne diyor falan öğreniyim hepsini sfdfdg kankası olarak bi güzel sorguya çekeyim, bütün günü de yanında geçireyim hatta yatıya kalıyım ailesini falan göreyim. Evet bu mimi de kendi kötü emellerime alet ettikten sonra burdan çekip gidiyorum ksldfhd
şaka yaptım bi yere gittiğim yok olm, daha çok çenemi çekiceksiniz djsd

Gördüğüm kadarıyla herkes yaptı mimi ama bi kaç kişiyi mimliyim; Bal'ım ve Mia'm mimlendiniz iyi mimler diliyorum size :D

5 Eylül 2011 Pazartesi

Kırıkları yapıştırdık, bozukları tamir ettik, barıştık.

Hayatımın en zor saatlerini yaşadım. En zor konuşmasını yaptım.. Kırgındım, kızgındım, hem haklıydım hem haksız. Hayır erkek arkadaş meselesi değil bu, çok daha derin çok daha büyük. 13 yaşımdan 3 ay öncesine kadar en yakın arkadaşım olan insanla yaptım bu konuşmayı. Hala da atlamadım.
Bilmediğim bir nedenden ötürü küsmüştük 3 ay önce. Yani o konuşmayı kesti ben de o kızgınlıkla verdim veriştirdim. Beni facebookundan sildi, ben de onun telefon numarasını sildim. Bütün bunlar tek kelime edilmeden yaşandı, bir açıklama yapmaksızın.
Ama bugün bir şey oldu, o bir şey kafama dank etti. Hepimiz hatalar yapıyoruz, hepimiz hep kendimizi haklı görüyoruz. İnsanlar ikinci, üçüncü, dördüncü kimi zaman yüzüncü şansı hak ediyorlar halbuki; hayat bu kadar kısayken. Son soluğumuzu vermemiz bir saniye sürecekken; omzumuzda nefretler, kinler ve pişmanlıklar taşımamız çok anlamsız. Böylece mesaj attım ona -numarasını silmek çözüm değil kafasından silemiyor insan- bu sefer kızgınlıkla değil sadece acıyla. Önce kızdım cevap veriş tarzına, soğukluğuna. Söyledikleri yıktı beni, onun mutluluğunu içten istemediğimi düşünmüş, onu anlayamayacağımı düşünmüş. Ama anladım da çünkü tanıyorum onu bu kabuğuna çekilişlerini biliyorum.
Haksızdı; o kimi neyi seçerse seçsin destekleyecektim, benim arkadaşlık anlayışım buydu. Doğrusu umrumda olmamıştı hiç bir zaman hep onun duymak istediklerini söyledim, hep arkasında durdum. Bazen suça ortak oldum bazen engel olmaya çalıştım ama bana rağmen hata yaptığında da elimi uzattım.
Ama ben de haksızdım; o kadar acımasız olmamalıydım, o kadar üstüne gitmemeliydim, ne bileyim mesajlarıma cevap vermeyince bi aramayı denemeliydim belki. Onu üzenlere ondan daha çok kızdığım için hatalıydım, nasıl mutluysa öyle olmasına izin vermeliydim.
Haksızdı; en azından yaşadığını bilmeyi hak ediyordum her şeye rağmen. Haksızdım; ona biraz kendini toparlayacak zaman vermeliydim.
Haksızdı; mesajlarımı trip, kapris olarak değerlendirmiş. Oysa ki ben kardeşim dediğim insanın beni bu kadar kolay silip atmasını kaldıramadığım için söylemiştim o sözleri.
Sonunda yapabileceğim fazla bir şey yok sadece af dileyebilirim senden dedi. Zaten yapabileceğinden fazlasını istemiyordum. Sadece barışmak istiyordum ben.
Unutalım dedik, hiç olmamış gibi yapalım, bu konuyu bir daha hiç açmayalım. Söylendiği kadar kolay değil ama ne yazık ki hala allak bullak kafam. Hala kırgınım hala canım yanıyor. Hala göğsümde bir yük var, boğazımda bir düğüm. Ama öyle çok seviyorum ki, kaybetmeyi öyle çok istemiyorum ki bu yaralar kapanana kadar canımı acıtacak olsa da gıkımı çıkarmayacağım.
Neyse işe telefon numarasını kaydederek başlayayım ben. Siz de çevrenizdekilere bir şans daha vermeye başlayın bence. Belki pişman olursunuz, belki ben de olurum ama vermeyip pişman olmaktan daha iyidir diye düşünüyorum. Bir dostluk kırıldığı yerden yapıştırıldığında eskisi gibi olur mu ilerleyen günlerde göreceğiz, o daha güçlü olacağına inanıyor, bense hala biraz kırığım. Onun haklı olacağını umalım.
Bu da şarkı.

3 Eylül 2011 Cumartesi

Blogger N'lerini seçiyor ! -muş.

Kurallar:
Yazının başlığı " Blogger N'lerini seçiyor ! "şeklinde olmalı.. Bir bütün halinde ilerlemeliyiz. Her kategori için en fazla 3 kişi yazabilirsiniz.. (Sadece bir kategori için 5 tane yazma hakkınız var. Çoğumuzun blog açmasına sebep olan şey, kendimizi anlatmak.) Tabi ki sırasıyla olmalı.. Çok fazla okunan bir Blogger olmadığımdan pek kimseyi haberdar edemedim. Bu yüzden kategoriler yetersiz kalmış olabilir. Bunun için ekstradan 1 kategori daha ekleyip, seçiminizi yapabilirsiniz. Kategori açarken tercihinizi mümkünse en zeki, en güzel, en akıllı gibi şeylerden yana kullanmayın. Tamam birbirinizi tanıyor olabilirsiniz. Ama burda genel bi seçimden bahsediyoruz ve birbirimizi sadece yazılarımızdan tanıyoruz. Yazılardan yola çıkarak sonuca varabileceğimiz kategoriler olmalı. (Kişileri rencide edecek, küçümseyecek türden kategorilere kesinlikle yer vermeyin.) Aynı kişiyi birden fazla kategoriye yazabilirsiniz. Mim yazılarınız kesinlikle okunacaktır. Yazılarınız okunduğuna dair yorum bırakılacaktır. Bir gün içerisinde yazılarınıza yorum gelmezse mail atarak haber verirseniz en doğru sonucu elde etmiş oluruz. (birinceses@gmail.com) Eee hadi başlayalım :)



Bal ve helin beni listesine almış mucu mucu sdfsdf başka varsa da ben kaçırmış olabilirim size de mucu mucu üzülmeyin :D

En iyi tasarıma sahip blogger: Gezenti

En meraklı blogger: Pollyanna (ama güzel bişey meraklı olmanı seviyorum! :))

En güncel blogger : degdimisimdiRoryBal

En çok gezen blogger : buna uygun birini bulamadım :/ gezmiyosunuz arkadaşlar! en çok ben geziyorum ehe.

En çok bilgilendiren blogger : hoş değil ama bilgilendirenleri takip etmiyorum skjdf

En çok kendini anlatan blogger : Miafansi fanso

En akıcı yazan blogger : Xibalba,  Patates SoyacağıBal

En aşık blogger : PollyannaElise

En çok güldüren blogger : helinMia

En yetenekli blogger: Hepimiz çok yetenekliyiz bi kere skjdfhvsfd
işte bunlar da benim N'lerim. Hepinizi severim. ehe.

21082011

Burası bir bataklık. Hayallere batıyorum, dibine vuruyorum. Su tenime her temas ettiğinde beni alıp götürüyor, nefessiz bırakıyor, boğuyor içinde. Bırakıyorum kendimi zehirli hayallerimin kucağına. Her gece karanlıklar içine çekiyor beni, yıldız kaydırıyor, dilek tutturuyor. İlgisizim tamamen, her şeye karşı. Sadece su ve karanlıklar var.

Nefes al, nefes ver. İnsanlar konuşurken, gülümse önemsiyormuşsun dinliyormuşsun gibi.
-hiç susmuyorlar- Gece uyu, sabah uyan. Ara sıra bir iki kelime söyle. Aklımda tutmam gerekenler bunlar yaşıyormuş gibi yapmak için. Kendinden bile uzak yaşadığın zamanlar yapman gerekenler bunlar. Sadece beden olarak boşa geçirdiğim zamanları yaşanmamış sayıp bir kenarda biriktirsem olmaz mı?
Acıdan daha ne kadar kaçacağım? Eninde sonunda takılıp düşer-
Belkiler. Hayaller. İnkar. Ret. Acı yok.
Hala burada. Ben hamlemi yapmadım daha. Kartlarımı ne zamana kadar doğru oynamayı başarabileceğim? Bu oyunu sonsuza dek sürdüre-
Belkiler. Hayaller. İnkar. Ret. İkimiz de kazanabiliriz bu oyunda. Hala.
***

"Wake me up when September ends."
Öyleyse kendi kendimde, sahipsiz ölüyüm ben o zamana kadar. Uykuya yatıyorum, ilgisizlik ve sıkılmışlık halleri arasında gidip gelen beni geride bırakarak.
Eylül bittiğinde beni uyandır, sevgilim. Kırgın olmayacağım.
Rüyalarımın birinde anahtarını bulmam dileğiyle, iyi geceler aşkım. Eylül bittiğinde bul beni, uyandır.