24 Temmuz 2011 Pazar

Bugün seni özledim. Hiç bilmediğim bi barda, hiç bilmediğim şarkılar çalınırken kulağıma. İçmedim, sen düşüncesinin beni sarhoş etmesine izin verdim. 3'e kadar oturdum o hiç bilmediğim yerde. Saat 3 olmuş, aradım çaresini hüznün, kederin. Üstüme sigara kokusu sindi, sigara içmem halbuki. Etrafımdaki dumanın ellerinmişçesine beni sarmasına izin verdim. Acıttım kendi kendimi. Acıdan başka dermanı yokmuş, boş vermiş bünyenin.

17 Temmuz 2011 Pazar

Müziğin bittiği yerde, dalga sesleri başlar burada.
Sözün bittiği yerde, senin olman gibi.
Umutların bittiği yerdir burası, eski hayaller karışır rüyalarıma.
Yıldızların kaydığı yerdir burası, ben eski hayallere dalsam da dileğim tutar seni.

13 Temmuz 2011 Çarşamba

bu bi veda yazısı değildir.

Biraz huzur bulma vakti geldi sanırım. Koşuşturmacayı bırakıp, soluklanma zamanı. Düşünme zamanı, yeni hayaller kurma zamanı. Kimi dostlukları, aşkları silme zamanı. Kimilerini pekiştirme, özlemle büyütme zamanı. Güneş gözlüklerimi takıp deniz kenarında kitap okuma zamanı biraz. Tenimde güneşin sıcak dokunuşları, dalga sesleri. Biraz gece herkes uyuduktan sonra oturup yazı yazma zamanı. Ay ışığı, anathema.. Annemle akşam yürüyüşleri yapma zamanı. İnsan kalabalığı, dondurmacımız. Kardeşimle sabahlama zamanı. Sırlarımız, filmler, diziler. Biraz forma girerim, şu göbeği eritirim zamanı. Hiç gerçek olmuyor, boş ver. Saçlarımı düzleştirmeme, makyaj yapmama zamanı. O sıcakta düzleştirici çekilcek gibi değil! Zaten nemden hemen bozulur. Makyaj mı? 3 dakika içinde akıp dağılmasını istiyorsanız yapabilirsiniz. Birilerini özleme zamanı. Özlemek iyidir, güçlendirir. Ufacık şeylerden mutlu olmamı sağlar, o mesaj atar sevinirim; en fazla bunu yapabilir zaten.
İşte böyle, daha yazmak isterdim ama valizlerimi toplamam, evi temizlemem gerekiyor.

Bu son yazım olacak, uzunca bi süre buralarda olmıcam. Ama boş durmam merak etmeyin! Orda yazıcam, dönünce bloglarım. Beni özleyin, ben sizi özlicem! :) İyi tatiller herkesee..
Bu da yazının şarkısı.

12 Temmuz 2011 Salı

Eskiler..

Yıllar sonra ilk kez böyle hevesli tatile gidiyorum. Kafam rahat ilk defa, aklımdakileri gerçekleştirdim. Kendimi aştım tekrar ve tekrar. Artık gidebilirim sanırım.
Küçük bi not: Soygazlar da bağ yapıyomuş olm ya çok yıkıldım. Kimseye güvenmiceksin bu dünyada sdfdfdja 
Dün eski günlüklerimin olduğu dosyamsı şeyi indirdim. Öyle şeyler buldum ki içinde, baya bi nostalji oldu.. -Günlüklerimin gülmekten altına ettirme etkisine sahip olduğundan bahsetmeme gerek yok, sanırım 10-15 yaşları arasında çok salakmışım.-
Benim böyle okulda sene içinde yapılan yazışma kağıtları, çizimler ve benzeri şeyleri saklama alışkanlığım var. Atamıyorum napıyım! O kağıtlardan buldum bir sürü. Eskiden ikiz'im dediğim insanla yaptıklarımızı.. Ben harry potter'a aşıktım o zamanlar, bi hikaye çizmişiz daniel'la evleniyorum çoluk çocuğa karışıyoruz falan sakdfj. O da bi hocasına aşıktı, hocasının nişanlısını öldürüp, mezarını falan çizmişiz sdffg. Bide 2050 yılında ölmüşüz lan.
Bunun gibi bir sürü saçma şey vardı, sonra yıllık yazılarımız vardı. Duygulandım işte -balığız olm oluyo böyle şeyler- Ona çok kırgın olmama rağmen o kağıtların hatrına mesaj attım. Bi kez daha affettim, o bir kere bile özür dilememiş olsa da. Ama bu kez paylaştığımız onca şeyi silip atmama sebep oldu cevap bile vermeyerek.

Nerdeyse 3 yıl aynı sırayı paylaşmıştık ya, unut onu.
Sana anlattığım şeyler var ya, hepsi yalandı.
Bana anlattıkların mı? Ben hiç bir zaman dinlememiştim seni.
Birlikte yaşlanacağımıza dair söz vermiştik ya.. Aslında öyle bir şey olmadı.
Ben seni hiç tanımadım, tanımamışım. Sen de beni tanımadın say, sevgili ikizim.
***
Eski aşklarımı buldum, çıkardım sonra o günlükten. Arkadaşlarım doğumgünümde bi tanesinin baş harfi olan kolye almıştı..Tabi ki bir kez bile takamadım ama o zaman için değerli bişeydi. Bazı anıları öyle hararetle öyle içtenlikle anlatmışım ki tekrar yaşamış gibi oldum. Sanki tekrar göz göze geldim onlarla, heyecanlandım.. Tekrar kalbimi kırdılar, üzüldüm. Küçücük bir kızdım ben, onlarla büyüdüm.. Tam son günlük bitti derken arada yazılı bir sayfa daha gördüm, şaşkınlıkla açtım.

Gördüğüm şey inanılmazdı sadece. O'nunla yaşanacak şeylerimiz olduğuna inandığımı yazmışım, hatta bizi temsil eden resim bile çizmişim. İnanıyorum olacak demişim. Ben o yazdığım çocuksu ama gerçek inançla dolu satırların çoğunu gerçekleştirmişim, hem de o kağıdın varlığını bile unutmuşken. Hem ağladım hem güldüm kağıda bakıp saatlerce. İnsan kendine sürprizler hazırlayabilir mi? Ben yapmışım bunu! Ağladım belki ama çok çok iyi hissettirdi, o bi kaç satır bana. Tarihine baktım, 4 ay bile geçmemiş üstünden. Ama neler yaşanmış o kadar kısa sürede..

Ayrıca, dosyayı çıkarma amacım ilk sinema biletimizi, ait olduğu yere koymaktı. Tüm o hüzünlü, acıklı hikayelerin yanına bu toz pembe mutluluğu ekledim. Bu bile mükemmel hissettirmiyor mu?
Bu da 
şarkımız olsun. -tek bi satırıyla sana sesleniyorum canım arkadaşım,  "you used to be like my twin."

9 Temmuz 2011 Cumartesi

Dear God, why dont you like me? :(

Tam her şey mükemmel giderken bir şeyler bunu bozmasa olmaz değil mi?
Dün Soul Mate'le buluşacaktım, hazırlanırken, sigortalar attı. Oooff dedim komşulardan birine söyleyim bi baksın derken baktım ki ışık yanıyor, iyi bari dedim hazırlandım evden çıktım. Çok ama çok ama çok güzel bi gün geçirdim. -sinemada bize sevgili koltuğu veren biletçi kız, seni seviyorum bebeyims. bu işte hiç parmağım yok inanın, kız öyle uygun görmüş sdkljhşls- Sonra eve bi geldim, evin yarısında ışık var yarısında yok. Sabah baktığım ışık olan kısımmış. Sigorta hakkında bi iki bilgim var, eğer böyle parçalı gittiyse evin içindeki sigorta atmıştır dedim çıktım baktım, bi tanesi atmış cidden kaldırdım, ışığı yaktım e hala yok! :/ Babamı aradım söyledim, sigorta kablosu falan gitmiştir yapıcak bişey yok dedi. Aman neyse dedim zaten odamda pek ışığı açmam, masa lambasıyla falan idare ederim, prizler de çalışıyor zaten. Sonra aklıma korkunç bi ihtimal geldi.. Ya şofbenin elektriği de gittiyseee!!!1!11! demeye kalmadı, gitmiş. Bütün keyfin kaçtı, ağlamaklı bi halde otobüs şeysini aradım.. Haftaiçi bi gün gidiyorum.
Geçen tam uykuya dalacakken, 9378432987 desibellik ezan sesiyle sıçrayınca ağzımdan bi küfür kaçtığı için mi, -refleks olarak çıktı, i didnt mean it actually:/-
Yoksa, dün tanrı bizi pek sallamıyor dediğim için mi kızdı bilmiyorum.
Ama gördüm ki sallıyormuş, hem de sinirli bi tanrıymış :(

Ne diyim, umarım Soul Mate'i bi kez daha görebilirim gitmeden.. D: -> (çok fena üzgün, perişan olmuş surat)

7 Temmuz 2011 Perşembe

Mimoş 13- Biraz da gevezelik

Sevgili Rory mimlemiş teşekkür ediyorum bissürüü :)
Mim konusu; evinizde yangın çıksa ve tek bir eşya kurtarmanız gerekse neyi kurtarırsınız?

Bi kere ben de telefonu eşyadan saymıyorum o zaten yanımdadır. Ben de çoğunuz gibi laptopımı bide kara kaplı defterimi alırım -böyle söyleyince ne kadar havalı oldu ehehe- Ama elimde olsa süper güçlü olsam bunların yanında bi kıyafet dolabımı bide kütüphanemi alırdım. Hava atmak gibi olmasın 200e yakın kitabım var yazık olur lan :/ üzüldüm şimdi, ben başkasına bile dokundurtmazken yanarsa kitaplarım :(

Mimlemeye üşendim yine, yapmak isteyen herkesi mimlenmiş kabul ediyorum :) (PS: helincik seni mimlicektim tam zaten mimlenmiş olduğunu gördüm, başka mimlere kısmet ehe)
***
Bildiğiniz gibi annemler yazlığa gitti, yalnız yaşıyorum -çok havalıyıım sdfslk- Şaka maka yalnız yaşama olayı tam benlik bişeymiş, sinir stres kalmadı nasıl mutluyum anlatamam. Saatler günler nasıl geçiyo anlamıyorum, 4 gün olmuş bile! Bugün kardeşim aradı o söyleyince 4 gün geçtiğini fark ettim düşünün. Hiç de sıkılmıyorum buluşulacak 389473 sevilesi arkadaşım, izlenecek 984303 güzel filmim, okunacak 439874 sevgili kitabım, zaman geçirilecek bi internetim ve öhöm öhöm buraya dikkat: 3 oda bi salon evim var!
Kendimle ilgili yeni şeyler keşfettim sonra.. Mesela oldukça tembel bi insanımdır -bazen tuvalete gitmeye bile üşeniyoryum klsjdaf- Ama bi işe başlayınca asla yarım bırakmıyormuşum, dört dörtlük yapıyorum işimi ehe. Diyelim ki bulaşık yıkadım ya, tezgahı ocağı yemek masasını hepsini temizliyorum üstüne yerleri süpürüyorum işim ancak öyle bitmiş oluyor.Yalnız kahvaltı yapmayı sevmediğimi fark ettim, iştahım kaçıyor yiyemiyorum bişey. Akşam yemeğinde sorun yok ama sadece kahvaltı böyle. Sonra annemler varken öğlen 3e kadar deliksiz uyurdum, günüm mahvolurdu -bknz. dana gibi uyuyan luna-  şimdi 10dan itibaren uyanmaya başlıyorum yarım saat aralıklarla, hem de 3te 4te yatığım halde. Bide ben maydonoz çok seviyormuşum bunu fark ettim, ne yersem içine maydonoz atıyorum ehe. 
Evde yalnız kalmanın çeşitli avantajları var.. Mesela gecenin 3ünde cips kola eşliğinde himym izleyip sesli gülebiliyorsun. Bildiğin kopuyorsun yani evdekiler uyancak susayım demeden ehe. Odanın kapısı açık müziği bayaa açıp dinleyebiliyorsun, biraz kıs diye gelmiyor kimse. Akşam 6da evden çıkabiliyorsun, bu saatte nereye? demiyor kimse. 
Bide Şu arkadaşımı affetmiştim yine (!), tam bir haftadır bir mesaj bile atmadı. Ankarada kalmak için izin alabildim mi diye bile sormadı. Madem öyle ben de ona bir şey söylemeden giderim. Evinde ailesi tarafından sürekli baskı gören, bunalan o, istediği kadar benimle kalabileceğini bilmesine rağmen bi sorma gereği bile duymadıysa (yani kendini bile düşünmediyse bu sefer) benim yapabileceğim bişey yok.

Neyse bu kadar gevezelik yeter xoxo, Luna.
Şarkı bu da -A perfect circle'ı çok seviyorum ulan! sdfkljlas-


6 Temmuz 2011 Çarşamba

öyle bişey işte

Blogun adını değiştirdim, kendi adımı da değiştirdim.. Artık Luna'yım! Hemen Luna'nın hikayesini anlatıyım, ben bi kaç yıl önce -bi kaçtan fazla yıl önce olabilir aslında emin değilim- el yazısıyla çok güzel Luna yazdığım için adım Luna olsaydı yaa diyip duruyodum. Aklıma geldi bunu O'na söyledim -evet, biz hep böyle saçma şeylerden konuşuyoruz- Luna "ay ışığı" havasında bi kelime değil mi dedi cidden bana da öyle geldi, bi kaç gün sonra mesaj attı Luna italyanca ay demekmiş diye, unutmamış araştırmış. İtalyancayı sevmesini de hesaba katarak Luna olmaya karar verdim ben de. İşte böyle.. O'na da italyanca bi isim bulmaya karar verdim ama seçemedim. Bulunca söylerim artık.

Bide bazen beni üzüyo, sonra depresif depresif takılırken ben, bişey yapıp mutlu ediyo çok seviniyorum. Yaa sen ne tatlı bişeysiin yeriim yaa kjdfshdsfkj gibi şeyler diyesim geliyo, içime atıyorum sakinlikle karşılıyorum. Korkup kaçar çocuk beni öyle görürse sdjkshdf

Bide yazlığa gitmemeyi başardımi korktuğum kadar zor olmadı. Yalnız yaşamak güzel lan! ehe.

1 Temmuz 2011 Cuma

Sexy man in a death metal band 2

...
Şimdi gözbebeklerimde korkular büyütüp gergin, huzursuz bir yarın doğurmaya gerek yok belki. Ne yarının gelmesini engelleyebilirim, ne dünü değiştirebilirim çünkü. Çünkü, yarının gelmesini bütün kalbimle istiyorum zaten. Çünkü, sen bana geldiğinde geri çekilmeyi aklımın ucundan bile geçirmedim ben. İnan, hala aklıma geldikçe kalemi zor tutar oluyor elim. Bu eller sana dokundu.. Bu eller, ellerinin içinde kayboldu.. Dokunuşların ne kadar tanıdıktı. Ne kolaydı sana kendimi bırakmak. Ama.. Ama ne kadar deliceydi tüm olanlar. Ne kadar inanılmazdı.. Ne kadar mutluydum, ne kadar mutluyum.. Sevgilim,sen..
Sen, dudaklarımı mühürledin.

Can anyone try to keep me back from that sexy man in a death metal band?(ps: ses biraz kötü ama bi tek bunu bulabildim :/)