30 Haziran 2011 Perşembe

Çok gerginim olm

Bugün 23904783 yıl sonra ilk kez ekmek almaya gittim. Kardeşiniz varsa ekmekleri o alır, kural budur. Neyse gitmişken azıcık yürüyeyim dedim. Yürürken bi sitenin bahçesinde 8-10 yaşlarında kızlar gördüm, yere örtü sermişler evden ne koparabildilerse ekmek,peynir, domates piknik yapıyolar. Çok duygulandım, küçükken biz de yapardık lan! Şanslıysak şokellalı ekmek bile olurdu <3 Salak salak sırıttım çocuklara evime döndüm.. Konumuz bu değildi zaten niye anlattım bilmiyorum.
***
Konu şu ki, yazlığa gitmek istemiyoruuuuum! Neden mi? Çünkü (1) gidiyoruz eylüle kadar ordayız, haliyle 39483 yıl aynı şeyi yapınca bayıyor.. Çünkü (2) bütün sene monotonluktan ölmüşüm zaten değişik şeyler yapmak istiyorum, bi hafta istanbula, izmire bi yerlere gitsem, bi kaç gün arkadaşlarımda yatıya kalsam.. Çünkü (3) O'nunla zaman geçirmek istiyorum! Bilirsiniz bişeyler başladı başlayacak gibi olur ya nedir ne değildir bilmiyorum, çok kritik yani. Şimdi gidersem uzaklaşabiliriz -eylülde döneceğim düşünülürse- Çünkü (4) orda arkadaşların yok mu derseniz yok! Ordaki insanları hiç sevmiyorum. Tatilim öğlene kadar uyku, sabaha kadar cnbc-e şeklinde geçiyor.. Çünkü (5) internet falan da yok hiç bişey yok! Çünkü (6) oranın havasından nefret ediyorum, ölümüne sıcak lan, yapış yapış böyle.. Denizi çay demlemelik, o derece sıcak, hem de yeşilimsi pis bi rengi var hem de çok tuzlu garip kokuyo, o koku da baş ağrısı yapıyo bende. Havuz da bi saatimi zor geçiriyorum, haftasonları aşırı kalabalık oluyo yüzülmüyo bile.Çünkü (7) kendi başımın çaresine bakmayı öğrenmek zorundayım artık. Yurtdışına gitmek istiyorum daha kendi evimde kendi başıma yapabilir miyim bilmiyorum. Ailemiz sonsuza dek elimizden tutamaz değil mi? Çünkü (8) 2 yıldır görmediğim çoook ama çook yakın bi arkadaşım İstanbuldan gelicek hatta bende kalıcak eğer gitmezsem tabi.. Çünkü (9) okul koşuşturmasında görüşemediğim bütün arkadaşlarım burda şimdi, her gün dışarıdayım zaten, ben burda çok eğleniyorum çok mutluyum niye anlamıyolar?! Çünkü (10) tatilimi kendi kafama göre yaşamak istiyorum lan! O yazlık yıkılsın yok olsun bitsin istiyorum! ehehe bu biraz ağır oldu :D
İşte böyleyken böyle, annemle konuştum gönülsüz de olsa haklı olduğumu kabul etti. Ama babam kocaaamaaan bi problem. Çünkü kendisiyle konuşulmaz, bağrışılır. Sonuçta bi anlaşmaya varılamaz tabi ki. Annem konuyu açtığında bile bağırmaya başlamış.. Halbuki sakin sakin konuşsak, güzelce açıklarım derdim..Benim dediğim olucak bunu hepimiz biliyoruz -zorla sürükleyemezler ya?!- kavga gürültü tadımızı kaçırmanın ne anlamı var? :/
Bide,
Kaçarken bi balık attı bizi ağzına. Neyseki ölmedik, çıktık karaya, Bi otobüs durdurduk gidermiş Ankara'ya! Aşkımız her zamanki gibi tehlikede, bıraktılar bizi örümcek ağlarına..
Dedim ki ,bize bişey olmaz, ben korurum! Birimiz ölücek olsak, o ben olurum! :)
-Keyfim yerine gelsin diye sabah akşam Nil dinliyorum!-

28 Haziran 2011 Salı

Sexy man in a death metal band

Hayatımda ilk kez ne diyeceğimi bilmiyorum. Ne söylemeliyim ne yapmalıyım bilmiyorum. Oysaki hep çok kolay olmuştu benim için kelimelerle oynamak. Bugün çok zor. Tenini hala tenimde hissederken düşüncelerimi toparlamak imkansız gibi. İtiraf etmeliyim, hayal ettiklerim bunlar değildi. Ama sen en başından beri hayal etmediğimdin zaten. Artık alışmalıydım buna, ama yine de şaşırdım işte. Korktum. Korkuyorum.. Doğru ya da yanlış olması umrumda değil. Kulağa yanlış geldiğini biliyorum ama doğru bi şekilde olanlar. 
Korktuğum herşeyi mahvetmek, mükemmeliyeti bozmak. O yüzden sustum kollarındayken. Böylesi daha güvenli ikimiz içinde.. O yüzden sustun bana sarılırken. Böylesi daha sihirliydi belki de.
Korktuğum çok hızlı gitmek, zamanından çok erken varmak sona. Hayatımda ilk defa böyle sakin, güvenli adımlarla ilerliyordum yolumda. Her şekilde sona gidiyoruz, koşmak zorunda mıyız? Nefessiz kaldım bir anda.
Korktuğum  tüm bu kalabalık, bizi ayrı ayrı yollara sürükleyebilirler. Arayıp sormasalar halbuki, kolay olurdu. Bir süre bizi bize bıraksalar, korkularım geçirene kadar sen. Bir kaç gece ben uyuyamayınca yine, geçti canım ben yanındayım desen sen mesela.
Korktuğum sonuçlar, konuşmayı unutmak mesela, zamanla. Bilmiyorum, senin için biriktirdiğim bütün sözleri sana söylemeden yaşayabilir miyim bundan sonra. Bilmiyorum, senin hikayelerini dinlemeden uyuyabilir miyim bir daha. 

27 Haziran 2011 Pazartesi

...Her an yoluma çıkmanı dilerken, çıktığında göz göze gelmekten dahi neden korkuyorum sevgilim?

26 Haziran 2011 Pazar

Mimoş 12 (Otobüsteki çocuk)

Öncelikle bu ara bana bişeyler oldu hiç bişey yazasım gelmiyo hatta bloga giresim bile gelmiyo. mutluluk yaramıyo da diyebiliriz. ama demeyelim lan nazar değmesin! aşık ve mutlu olunca yemeden içmeden kesiliyorum falan bide mesela gariptir. ama bu da bi bakıma iyi değil mi? hem aşık hem mutlu hem zayıf oh yeah! Sonralıkla, bi kaç mimim vardı ama ne olduklarını bile unuttum yapamıyorum o yüzden çok özür dilerim sevgili bloggerlarım.. şu blog yazamama konusunu napıcaz ya bana bi çözüm bulun..eski yazılarımı mı yayınlıyım yoksa pembe gözlüklü aptal aşk mod'a devam mı dersiniz? yoksa böyle bi iki satırlık şeyler mi yazıyım?

Gelelim mim konusuna;

Ergenken yaptığınız, aklınıza geldikçe güldüğünüz veya 'böyle bişeyi nasıl yapmışım ya inanamıyorum kendime' diyip utandığınız şeyler. Bi anınız olabilir veya madde madde yazabilirsiniz


Benim anlatacağım olay güldüğüm veya utandığım bişey değil tam olarak ama vay be nasıl yapmışım diyorum her aklıma geldiğinde ehe. Başlıktan da anlaşılacağı üzere olay otobüste geçiyor. Marslı kız otobüste bi çocuk görüp aşık olur, aşık olmak derken beğendim yani çok yakışıklıydı falan :D
Böyle sürekli karşılaşıyoruz, ikimizin dersanesi de aynı saatte bitiyo, tabi gördükçe daha çok takıyorum ben bu çocuğa. Bi gün dedim ki arkadaşlarıma ben bu çocuğa telefon numaramı vericem. Yapamazsın falan dediler iyice gaza geldim derkeen yine aynı otobüse bindik. Çıkardım kağıdı numaramı yazdım altına da bi iki satır bişey karaladım "Yaptığım çok çocukça biliyorum ama bazen bir şeyleri sadece yapmak gerekir, düşünmeden.. hayat çok klişe biraz renk katmak lazım bazen.." yazdım. İneceğim durağa yaklaştık kalktım, yapamıcam kesin diye düşünürken kendimi çocuğun önünde kağıdı uzatırken buldum! Evet evet! cidden bunu yaptım otobüste-hiç-tanımadığım-birine-numaramı-verdim! Otobüsten indim, o gün her telefon titreştiğinde heyecanlandım falan ama hiç bi mesaj çocuktan değildi.. Zamanla unuttum bu olayı, bir ay falan sonra bi mesaj geldi!!! o yazdığım nottan bir cümleyle bitiyordu hem de. "Biraz geç kaldım belki ama basit bir merabayla başlamak istemedim.. ve sana katılıyorum hayat yaşamak için çok klişe :)" demişti. Meraba otobüsteki çocuk dedim ben de ona. İsimlerimiz öyle kaldı ben otobüsteki kız, o otobüsteki çocuk. Baya mesajlaştık, sayesinde az fizik çalışmadım. fizikten nefret ederdim hala da ediyorum ama onunla mesajlaşırken çalışırdım o beni zorlardı bi test daha çöz hadi öyle bırak falan diye:) Ben telefonumu verdiğimde sevgilisi varmış o yüzden mesaj atmak doğru olmaz diye düşünmüş ama kağıdı atmamış, saklamış. Ayrılınca da mesaj atmış işte bana..Cidden çok iyi biriydi ama benim hevesim kaçtı sonradan buluşmak istemedim hep erteledim falan o da küstü. Sonra telefonum bozuldu numarası da gitti kendimi affettiremiyorum da. Arkadaş olarak kalmayı isterdim ama :) İşte böyle bi hikaye
tam mim konusuna uymadı ama idare edin

Not:Takıntılı ergenimin isteği üzerine yeniden düzenlenmiştir :)

24 Haziran 2011 Cuma

Kardiş 1

Kardeşimle odadan odaya mesajlaşıyoruz. Biraz önceki kısmını aynen aktarıyorum:
Kardeş: Ben uyuyorum
Marslı kız: uyu.sende uyu.herkes uyuyor.. (atar yaptım evet :D)
K: babam uyumuyo onla mesajlaş aşkım
(5 dakika güldükten sonra..)
M: iyi geceler kafana tortlasın 7 cüceler
K: tort
tort
tort
....
15 tane tort yazan mesaj attı... ben kaşındım biliyorum. 

dünyaya döndüm.

...Belki de farkın burda; sana isteklerimin listesi olan yazılar yazmıyorum, daha ben istemeden aklımın ucundan geçirmeye cesaret edemeden veriyorsun sen.

18 Haziran 2011 Cumartesi

Flying

16 haziranın önemini düşünüp duruyordum günlerdir. Neydi neydi bir türlü çıkaramadım. Bi arkadaşımın, eski sevgilimin eski hoşlandıklaırmdan birinin doğumgünü müydü hepsini düşündüm, bütün olasılıkları gözden geçirdim, bulamadım ne önemi olduğunu.
Daha yaşamadığım bişey olduğu için hatırlayamamışım, yaşayınca gördüm. Unutulacak bişey değilmiş, çok çok fazla önemliymiş. Yaşayınca inanamadım.
Ve daha da garibi kullandığım bi şifrenin içinde 0616'nın geçmesi. Başka ve kesinlikle çok saçma bi anlamı vardı ama değiştirmemiştim sonradan.
Söyleyecek çok şey var ama söylemeye halim yok, dilim tutuldu, beynim durdu. Garip ama güzel bişey oluyor. Nefesimi kesecek kadar garip, karşı koyamayacağım kadar güzel.
Bu da  şarkı olsun. Sözleri pek uymuyor ama flying kısmı çağrışım yaptı. Öyle işte.

14 Haziran 2011 Salı

http://www.jimcarrey.com/
Siteye bi göz atın derim, gördüğüm en orjinal sitelerden biri! Jimmyjimmyjimmy ♥

The Prestige

Biraz önce dünyanın en güzel filmini izledim. Boğazıma düğümlendi kaldı, ağlıcam ağlayamıyorum. Sanırım bi kaç milyon kez izleyebilirim..
-spoiler-
Bütün film gıcık olduğun adama son 15 dakika hayran olup ağlayabiliyosun, bütün film sevdiğin acıdığın adama kızarken. Ama en sonunda ikisini de ayrı ayrı sevip hayran oluyosun acıyosun. Çok güzel film lan.

Not: Bu filmi ısrarla izlememi istediği için o'nu çok seviyorum. Bi sebep daha eklendi "seni neden seviyorum" listeme. -çok uzun bi liste-

11 Haziran 2011 Cumartesi

Mimoş 11

Biricik Takıntılı ergen'cim mimlemiş :) Baya bi geciktirdiğim için affedin beni!

Mim Konusu: Kızları hangi kategorilere ayırırsınız?  (isteyen erkekleri ayırabilir kategorilere)
Ben kız ya da erkek olarak değil genel olarak insanları ayırıcam. Hem erkek hem kızlar için geçerli çünkü bu kategoriler.
1-Cool insanlar: Bunlardan cidden çok az var dünyada! Çevremde cool diyebileceğim insan sayısı sayılıdır yani.. Ama öyle cool dediysek cidden cool yani, kasıntı değil doğuştan öyle bi havası olanlar.
Cool'um ama cool kasmıyorum insanları.. Çok hayranım size ya keşke ben de öyle olabilseydim!
2-Cool olduğunu sanan insanlar: En sevmediğim tipler bunlar. Hareketleriniz çok yapmacık! Takındığınız tavırlar size bi kaç beden büyük, üstünüzden düşüyooo! Yapmayın arkadaşlar. Size de yazık bize de.. Kendinizi olduğunuz gibi kabul edin öyle sevin!
3-Kendi halindeki insanlar: Bunlar da böyle himym tadında arkadaşları olan, en birinci benim çok da mükemmelim şeklinde hırsları olmayan güzel insanlar. Bakmayın şu 1. grubun hayran olunası oluşuna siz de cool'sunuz kendi içinizde olm :)
4-Losers: Bunlar çok fena. Heryerde varlar ama kimseye görünmüyorlar. Hep kaybediyorlar :/ ama çaba da harcamıyorlar ki kazanmak için :/

Mimlediklerim: Nameless,Mia

8 Haziran 2011 Çarşamba

The One

Günler ikiye ayrılıyor; konuştuğumuz günler ve konuştuklarımızı düşünüp, mesajlarımızı okuyup mutlu olduğum günler. İki türlü de mutluyum yani ben.
Senin söylediğin şarkıları dinliyorum, en çok şu kısmını sevdim dediğimde ben de demeni hatırlıyorum.
Senin yaptığın esprilere gülüyorum hep. Hatta bazen otobüste, yolda aklıma geliyorlar, gülümsüyorum istemsiz.
Seni güldürebilmek çok mutlu ediyor sonra, esprilerime bi sen gülüyorsun sanki.
Söylediğim tüm o saçma şeyler sana bi şekilde anlamlı geliyor, seninkilerde saçma belki ama bana anlamlı geliyor. Sanki ikimizde de yarım cümleler varmış da ancak birlikte olduğunda anlamlanıyormuş gibi. Kimse beni senin gibi anlamıyor.
Alakasız ufak detaylardan konuşmak güzel seninle. Hayatındaki küçücük ayrıntılar onlar belki, ama seni tanıyan bi çok kişinin bilmediği ayrıntılar büyük ihtimalle. Ben biliyorum ve bu çok iyi hissettiriyor.
Çocukluğunla ilgili şeyler anlatmanı çok seviyorum ve sana anlatmayı. Sırf senin için özenle çıkarıyorum zihnimin derinliklerinden bir çok yakın arkadaşımın bilmediği küçük marslı kız hikayelerini. Gülüyorsun, "ben de..." diye başlayan bi cümleyle kendi hikayeni anlatıyorsun sen de.. Sanki nasıl biz olduğumuzu, nasıl bugüne geldiğimizi göstermek istiyoruz birbirimizden habersiz geçirdiğimiz o yılları anlatarak.
Şanssızlıklar oluyor bazen, tam ben gelirken gittiğini görüyorum mesela. Bu küçük aksiliklere kader, en doğrusunu o bilir diyorsun sen bunlara bense kızgınlıkla kaderin canı sıkılmış bizimle oynayarak eğlence çıkarıyor kendine diyorum. Sonra birlikte gülüyoruz.
Bakma, tüm mesajlarını saklamakta inat etmeme -saklayabilmek için eski telefonuma geçmeme- söylediğin hiç bişeyi unutmuyorum aslında. Hepsi kafamın içinde sen merak etme, kimseye de söylemiyorum. Çok bize özel geliyor onlar.

Tanrım, onun gibi -benim gibi- biri olabileceğini bana gösterdiğin için sana çok minnettarım. Tüm olan her şey için, ve olacaklar için Tanrım lütfen böyle kalmasın. Daha çok cümlemiz var birbirini tamamlayacak..

O benim olsun allaam işalla yareppim işalla dinimiz amin. -Not: yazının sonunda yine bi cıvıttım mı noldu? amaaan olsun neşeli olunca kendimi tutamıyorum. O diilde bi kaç satır yazıyım demiştim napmışım yea-

6 Haziran 2011 Pazartesi

21.12.2010

"Bunca zaman oyun mu zannettin?
Kalbini taştan, kırılmaz mı zannettin?"
Ah küçük sevgili, bana geri döndün değil mi? Korka korka...Belki yana yana..Yoksa olmaktan korktuğun yer bendim, bende mi bittin? Bak ben sustukça içinde büyüyen korkuyla, çığlık çığlığa cümleler kuruyorsun bana.
Benim yerimde sen olsaydın ne yapardın? Duvar gibi dururdun öylece, kalpsiz sevgilim. İşte bu yüzden ben kalbine endişeyle çarpması için süre tanıyıp sorularını cevapladım..Nasıldım? İdare eder işte. Hayatım nasıl gidiyordu? Seni rafa kaldırdım yeni mutlulukları gülümsüyorum, güzel hayatım. Demedim. Kendine iyi bak dedin, ne zamandan beri umursuyorsun demedim. Aksine soğuk ve ruhsuz kelimelerden bi hayat anlattım sana. Sonra sen de dedim yalandan. Bir süredir umursamayı bıraktım halbuki ben. Kendine iyi falan da bakamıyorsun zaten, baksana tüm sözlerini yutup gelmişsin bana.
Hani biz bitmiştik? Elveda demiştim ya sana? Ah küçük sevgili, kaç defa uyardım seni güzel bi hikaye yazdım bize mahvetme diye, şimdi pişman oldun değil mi?
Olmaz, aptal çocuk olmaz artık.. Sen şanslarını çok önceden tükettin, hatta bana bi kaç yüz şans borçlu gittin. Sana tüm o borçlarını ödetebilirim şu an farkında mısın bilmem. Ama, yapmam ben sen değilim.

Yapmadım da, o da cesaret edemedi bi daha bana yaklaşmaya. Hayatıma giren bütün erkekler acıttı bi şekilde ama bi tek ondan nefret edebildim. Ama şimdi nefret bile etmediğimi öyle duygusuz öyle boş olduğumu bilse ona karşı üzülür heralde. Nefret etmem için çok uğraştı.

5 Haziran 2011 Pazar

Mimoş 9-10

Öncelikle, bu ara yazı yazmak çok istiyorum ama bi türlü yazamıyorum, olmuyo. Yazıp yazıp siliyorum. Bide sizi sevgi kelebekliğimle boğmak istemiyorum biliyosunuz bu ara pembe gözlüklerle dolaşıyorum resmen. Eski yazılarımı bloglamaya karar verdim o yüzden depresif falan iyidir ya ehe. O değil de ders çalışmam gerekiyo her gün yarın çalışcam diyorum, olmuyo. Neyse çok uzattım mimlere geçiyim artık; sevgili Rory'cim mimlemiş, teşekkür ediyoruum :)

Mim1:
Gıcıklaştığımız şeyler nelermiş, bakalım nelermiş..
Hemen aklıma önceki bi yazımda bahsettiğim çantalarını sevgililerine taşıtan kızlar geldi, kızlar taşıtmayın valla çok kötü duruyo olm. 
Acelem olduğunda otobüsü kaçırmam, en kötüsü de gözümün önünde geçiip gitmesi..
Sivrisinekler! Yazın en büyük kabusum onlar oluyo, soyunuzu kurutcam lan.
Havanın kafayı yemiş olması, yağmur yağıcak gibi dururken 5 dakika sonra 30 derece oluyo, 30 dereceyken deli gibi yağmur yağıyo,ayıp ya.
Yine eski yazımdan, sevgilileri için veya başka bi arkadaşları için arkadaşlarını satan insanlar, ölün olm siz.
Yaaa sınavda napıcaaaam diye stres yapıp hala bilgisayarın başında takılan ve takılmaya devam edicek olan kendim -amaan yok ya seviyorum kendimi, çalışıcam yarın ehe. -
Otobüs şöförlerine de çok fena gıcık oluyorum, atarınız kime arkadaş?! 
burda bırakıyım sonu gelmicek..

Mim2:
Yalan hakkında düşünceleriniz. Söyler misiniz? Söylediniz mi hiç?
Yalan kötü bişey çok da söylemem zaten ama bazen şart oluyo.. Genelde karşımdaki insanları kırmamak için söylüyorum ben yalan hımm güzel olmuş, iyi yapmışsın gibi şeyler ama bunlar sayılmaz sanırım. Onun dışında eve geç kaldığımda falan anneme yalan söylüyorum, çok sık söylemem ama söyledim mi çok inandırıcıyımdır aramızda kalsın ehe ehe

Mimlediklerim:
XibalbaBalgooghannegzlotsumimar

2 Haziran 2011 Perşembe