18 Mayıs 2011 Çarşamba

Love oh, Love!

Daha fazla sevemezmişim gibi geliyor. Öyle dolu içim, her an patlayacakmışım gibi. Sonra sen geliyorsun, el sallıyorsun bana gülümseyerek. Sonra bi mesaj geliyor, ekranda senin adın, sen atmışsın. İnanamıyorum.
İnanamıyorum, daha çok sevebildiğime. Kalbim büyüyor sanki sırf seni daha çok sevebilmek için. Konuştukça daha çok hayran oluyorum sana.  O saçma sapan, gelişigüzel harf dizilimleri içimde daha çok daha çok yer açıyor sana. Her bir kelimeni ayrı ayrı seviyorum, tamamına sahip olabilmeliyim çünkü.
Artık seni sadece "O" olduğun için değil aynı zamanda sen olduğun için seviyorum. Hem o hem sen olabildiğin için o iki insanı da böyle güzel taşıyabilen tek insan olduğun için.
Öğreniyorum, sevmenin sonu yokmuş, sınırları yokmuş. Kocaman oluyorum seni sevdikçe, ama bi şekilde dar gelmiyor dünya. Evet, nefesimi kesiyor sevgin ama nefessiz bırakmıyor. Huzursuz sancılar gezinmiyor midemde. Boğazıma düğümlenmiyor ağlayamadıklarım. Ağlayamadıklarım yok çünkü ilk defa.
Milyonlarca yabancı yüz arasında ne kadar zordu seni bulmak. Ama başardım, görebiliyorum ağzından çıkan her kelimede, attığın her adımda, gözlerinde.. Kim olduğunu bilmeden seni arayıp durdum ben.. Kim olduğunu bilmeden seni arayıp buldum ben.. Gerçekten başardım.
"Zor oldu ama buldum seni sonunda.. Konuşmaya başladık bi anda.."

Başkalarına daha süslü kelimeler söylemiştim belki, şarkılar yazmıştım ama aslında acıyaydı onlar, canım yandıkça çığlık çığlığa yazıyordum. Acım dinsin diye. Ve bu kez o sözlere ihtiyacım-ız yok zaten, sevgi tek başına çok inanılmaz, çok büyük, çok mükemmel. 
Bu da şarkısı.

2 yorum: