30 Nisan 2011 Cumartesi

Bugün o gün. O gün geldi. 

Bugün bana geldin. Baktın, baktım, baktık birbirimizin gözlerine. Tek kelime bile etmedik belki ama anladım gözlerinin beni arayacağını, üzüleceğini olmazsam yarın. Ama tereddütsüz bilmelisin, orada olacağım. Sana geleceğim. Çünkü ben çok önceden seçtim senin olmayı, seninle kalmayı.

"Ben kimim?"
"..."

27 Nisan 2011 Çarşamba

İnternet-sizsiniz

Dün internetten uzak bi akşam geçirdim, kablosu kopmuş. Sanki internete girmek her gün yaptığım zorunlu bi işmiş gibi hissettim o an. Boş zamanım var diye sevindim resmen. Ve 2-3 saat geçirdim tek başıma çok da hoşuma gitti! Müzik dinleyerek oje sürdüm, başka şeylerle uğraşmadığım için hiç bozulmadı ilk defa:) sonra fal baktım iskambil kağıtlarıyla istediğim sonuçları alamayınca sıkıldım ehe. Sonra oturdum yeni aldığım kitabıma başladım Paulo Coelho'nun Brida'sı.. Eminim bi çoğunuz okumuşsunuzdur, ben bi türlü fırsat bulamamıştım almaya. Ama almışken ingilizcesini aldım yaa... ehe ehe havamı da atarım:) Sonra da normalden daha erken bi saatte uyudum. Mutlu son! Sabah alarmı kapatıp anne benim çok uykum var okula gitmicem diyip tekrar uyumam tamamen tembellikten, uykusuzluktan değil yani. Neyse bu saate kadar da internetim yoktu huzurlu huzurlu sims oynuyodum ki babam kabloyu değiştirdiğini söyledi. Nerdeyse üzülcektim! Ben de şöyle bi karar aldım en azından haftada bi gün hiç internete girmicem, kendime vakit ayırıcam. Zaten kendimle vakit geçirmeyi çok seven bi insanım, neden bu kadar internet bağımlısı oldum bilmiyorum. Elektriklerin gitmesini falan nasıl severim anlatamam. Karanlıkta saatlerce oturabilirim.
Böyle işte.. Bir sürü de yazı birikmiş, hepsini okucam şimdi o yüzden mutluyum aslında. Başlığımın klişeliğin dibine vurduğunun da farkındayım yüzüme vurmayın ehehe
Neyse yazılarınızı özledim susup okuyorum artık..:)

23 Nisan 2011 Cumartesi

Tanrım Mim'lendim! 4

Sevgili EvA bana çok ama çook güzel bi mim göndermiş! Hevesle yanıtlamak düşüyor bana da..

En sevdiğin 3 görsel:
Kampüsteki o cıvıl cıvıl insan kalabalığı -hele ki içlerinde Crush da varsa..:)-
Yolculuğu çok seven bi insan olarak yollar,
Kar yağdığında, hiç el değmemiş saflıktaki beyaz.

En sevdiğin 3 ses:

Öncelikle Crush'ın sesi -hala kulaklarımda çınlıyoo-
Yağmurun pencereme vurma sesi,
Annemin sesi.
En sevdiğin 3 tat :
Whooper
Kola
Tiramisu -ye bunları ye bunları al kiloları Marslı kız! adsff-
En sevdiğin 3 koku:
İlkbaharda dışarı çıktığım an yüzüme çarpan hafif rüzgarın taşıdığı çiçek, çimen, güneş kokusu..
Parfüme karışmış hafif sigara kokusu -sigaradan nefret etmeme rağmen bu koku garip bi şekilde hoşuma gidiyor, ama erkeklerde sadece-
Bidee yasemin çiçeği kokusu.
En sevdiğin 3 his:
Arkadaşlarımla birlikte olmanın verdiği his,
Azıcık sarhoş olduğumdaki his
Şarkı söylerkenki ben buraya aitim hissi..

İşte böyle bunlar da benim enlerim :) Gelelim mimlediklerime;
memento mori,Elise,Dante,SummerSmiler

Seven Days

As far as i know you could already be somebody else's honey, but i cant stop looking at you..i supposed to be ill be singing about love when your gauze distracts my every strum. i didn't know your name or where you came from, just noticed, I noticed..I.. I look in your eyes and oh,I found that look in your eye.I’ve realized all that matters..

Hey boy, yeah I’m talking to you! You, messy black hair..I think i'd like the way you’d smell. And the taste of a morning with you..I could be making this up, cuz all I ever wanted was that kind of..
No! yeess, you're still looking at me, fucking beautifully..

I can’t say goodbye, i'm not letting you go this time. Cuz that look in your eye never makes me cry..

And i'm waiting for that day and somehow i know you are, too. Yes, this time i won't let you go and somehow i feel you won't go.
When i look in your eyes, everything will be perfect.
Just seven days.

18 Nisan 2011 Pazartesi

Obsession

Biri eksik, bi çok kişi fazla hayatımda. O bi kişinin olmayışını görmezden gelmek için hayatıma sokuyorum herkesi, gerekli gereksiz. Kaybedicek neyim var ki? Bende olmayan kalbimi kıramazlar. Onlarda olmayan aklımı karıştıramazlar. Zaten onlar da kendi bencil istekleri için oynamıyorlar mı tüm bu oyunları? Bazıları beden istiyor sadece, benimkini bile değil. Herhangi biri. Bazıları daha içten duygular besliyor belki. Ben sadece onun yokluğunu silmek istiyorum aklımdan.
Biraz intikam almak istiyorum belki de. Tüm acıttıklarından, tüm acıtılanlar için. Herhangi birinin -hiç bi kız beni reddedemez cinsinden olanlardan- karşısına geçip "seninle yatmıcam." demek istiyorum. Hatta gülmek istiyorum, "nihahaa.." Arkaplanda oops! i did it again çalsın. "Oops! you think i'm in love! that i'm sent from above. i'm not that innocent." diyim. Hala neden bahsettiğimi anlamayan adam midemi bulandıran bi gülümsemeyle "neden" der. Dalga geçiyorum sanıcak, kendine o kadar güveniyor ki.
Ayıplayan gözlerle bakmayın öyle. Tek istediğim onun yokluğunu aklımdan silmek. Tek istediğim duygularımı biraz uyuşturmak. "Sadece O Adam bana dokunabilir" derim sonra. Gözlerinde kavrayışı görecek kadar bakar, sonra çekip giderim. Bi daha hiç görmicem o adamı.

Ve, "ben aşıkken insafsızım, tatsızım."
Bide ben aşıkken takıntılıyım, paranoyağım.

17 Nisan 2011 Pazar

yine sana bişeyler karaladım ben.

Napıyorum ben? Yine bir hayale mektuplar hikayesi mi? Nerdeyim ben? Yine uçurumun kenarında mı dolaşıyorum? Daha da önemlisi nerdesin sen? Yanımda olmayacaksın değil mi.. Ellerimi tutmayacaksın hiç. Dudaklarım senin dokunuşunla sarsılmayacak asla. Solukların çarpmayacak yüzüme, ellerin hiç dokunmayacak kalbime. Öyleyse ben napıyorum, neden bu hayali kuruyorum aralıksız?
Şu an seni yanımda hissediyorum, gerçekten burdasın sanki. Kalp atışlarım hızlanıyor hatta o kadar gerçek. Ama yoksun aslında, yine yalnızım ben. Ve hiç gelmeyeceksin değil mi? Başımı omzuna yaslamayacağım hiç. Bana dokunuşunla baştan ayağa titremeyeceğim. Soluklarımız karışmayacak, adımı sayıklamayacaksın asla. Öyleyse bütün bunlar neden bana olabilirmiş gibi geldi?
Korkuyorum. Bi kez daha kırılmaktan. Gözlerimi her kapayışımda sen beliriyorsun karanlıkta. Gülümsüyorsun, tam da istediğim gibi. Gülümsüyorsun, kaçıp gitmek istiyorum burdan. Çünkü sen değilsin o. Sen sadece siyah saçlarının arasından başkalarına fark ettirmeden minik bakışlar armağan edersin bana. Bir kaç adım uzağında hiç bişey yapmadan dururum ben, küçük sürprizler yaparsın bana kimse görmeden. Ben o anlara bile aşığım zaten ama. Her bir saç teline, gözlerinin önünde duruşlarına hayranım ben.

***

Gerçekler neden bu kadar acıtıyor, hayaller bu kadar tatlıyken? Ve kurarken bu kadar güzel olan hayaller gerçeklere çarpınca nasıl bu kadar kabus oluyor? Her göz göze gelişimizde gözlerimi kaçırmak zorunda kalmaktan nefret ediyorum. Halbuki hayalimde gülümsüyoruz göz göze gelince meraba diyor dudaklarımız. Onların her hareketimi izlemesinden, sana her göz atışımı kaydetmesinden nefret diyorum. Kafamın içindeki biz yalnız oluyor, özgür oluyor hep. Onlar olmasa rahat olacağını bana kaçamak bakışlar atmaktan fazlasını yapacağını bilmek sevindiriyor beni bi tek. Seni özlemekten nefret ediyorum. Gelmediğin günler yaşanmamış gibi geçiyor. Sadece senin yanında olmak nasıl bişey olur diye düşünüyorum, tek kelime geliyor aklıma: mükemmel. Öyle kusursuz bi düşünce ki yanında olma fikri, gözümü kırpmaya korkuyorum.
Yanında olmak istiyorum.

16 Nisan 2011 Cumartesi

Tanrım Mim'lendim! 3

Mia'm beni yine unutmamış!:) hem de tam zamanında gelen bi mim oldu..
Küçük bi ekleme, Dante de mimlemiş söylemeden geçmeyeyim:)
Mim Konusu:
 Şu an kendi ruh halinizi anlatan, bir ezginin melodisiyle ya da bir şiirin satırlarıyla ya da bir veciz sözle ya da bir resimle aktarınız. Seçim sizin, hangisini istiyorsanız.

Bugün bi salaklık yaptım, sonucunda bütün gün bi şarkıyı dinleyip, depresyon takıldım, hala da kafamın içinde çalıyoooo

Stone Sour-Through Glass
I'm looking at you through the glass...
Don't know how much time has passed
Oh, god it feels like forever
But no one ever tells you that forever
Feels like home sitting all alone inside your head

How do you feel? That is the question
But I forget.. you don't expect an easy answer
When something like a soul becomes
Initialized and folded up like paper dolls and little notes
You can't expect a bit of hope
So while you're outside looking in
Describing what you see
Remember what you're staring at is me

Mimlediklerim:
SummerSmiler,Nameless 

15 Nisan 2011 Cuma

Çok güzel şeyler yazmak istiyorum sana. Senin bana hissettirdiklerin kadar güzel. Ama kelimelerim heyecanlanıyor, sen kafamın içinde dönüp dururken. Bir türlü doğru sıraya koyup cümleler yapmayı beceremiyorum.

13 Nisan 2011 Çarşamba

Sınav

Geçen sene yazdığım bir yazıyı buldum, şu anki ruh halimle alakası olmamasına rağmen paylaşmak istedim. Gündemden bi konu sayılır hem, "büyükten küçüğe diz çakışan şık doğru cevap!"
Evet geçen sene "sınav" denilen şeyi yaşadım ben de.

17.03.2010
Doğruyla yanlış öyle iç içe, öyle birbirine karışmış ki artık ayıramıyorum. İkisinin arasındaki o incecik çizgide yürüyorum. Hatta koşuyorum, durup soluk almama bile izin vermiyorlar. Şıklar arasında kalıyorum, sıkıştırıyorlar beni. Ve boğuluyorum. Her gün, her an daha daha zor ikilemler yaşıyorum. Karar veremiyorum.
Hepimiz cevap anahtarı gibi olmak istiyoruz. Doğru olmak, mükemmel olmak istiyoruz -sadece o kağıt parçasında- Sanki yüzlerce soruyu yapınca geri kalan her problemi çözebilecekmişiz gibi. Sanki önümüze çıkan her engeli eğik düzlem mantığıyla aşabilecekmişiz gibi.
Zaman yaklaşıyor. Anlar su gibi akıyor, tutamıyorum. Farkındalık boğazımda düğümleniyor, nefes alamıyorum. Yaptığım her hata düğüme ekleniyor, içime korku salıyor. Yakıp, yıkıyor. Çözüm bulamıyorum.
O lanet 5 şık arasında ölüyorum.

Bugünün notu:
Ama değiyor, tüm bu kabusa, strese. O yüzden sadece yapmanız gerekeni yapın. Ben öyle yaptım, attım kafaya, attım kafaya beyin bedava.. (diye de saçmalayarak bitiririm bu yazıyı işte ehe ehe)

10 Nisan 2011 Pazar

Rüzgar

"Rüzgar esti üstüme üstüme..
Seni vurdu yüzüme yüzüme.."
Rüzgar sendin bugün. Binalara, yollara, insanlara çarpıp çoğaldın, büyüdün, beni savurup attın uzaklara; küçük bi kağıt parçasıymışım gibi kolayca. Tenime dokundukça göz göze gelişlerimiz canlandı teker teker. Etrafımda dönüp duruyorlar şimdi, önümü göremez oldum. Gözlerimi kapasam da fark etmiyor. Dışarıda değiller çünkü, içerdeler. Benim içimde. Yüzümü okşuyor rüzgarın, biraz acıtıyor ama buna değer. Tüm sözlerimizi fısıldıyorsun saçlarımın arasına, uçuşuyorlar. Saçlarıma karışıyorlar, kafamın içine giriyorlar. Aklımdan çıkaramıyorum. Kulaklarımda yankılanıp duruyor aynı replikler.
Hayır ağlamıyorum, gözlerime üflüyorsun nefesini. Doluyorlar. Seni kokluyorum soluk soluğa. Sanki tüm havayı içime doldurabilsem seni bir bütün olarak benimle tutabilirmişim gibi. Tutabilirim belki de ama havanın tamamını soluyamıyorum ki. Ağzımı açıyorum, dudaklarıma çarpa çarpa içimi dolduruyorsun.. Senin oluyorum yavaşça. Dur diyemiyorum sana. Demek istemiyorum ki.. Avuçlarım rüzgara doğru açık, saçlarını okşuyorum, öfken dinsin diye.
Sonra sakinleştin. Turuncu-kırmızı tatlı bir ışık bıraktın pencereme, göğsümde akıp giden bi huzur. Sana ihanet etmeyişimin armağanıydı bu sanırım. O tatlı huzurla oturdum pencerenin önünde uzun süre. Düşündüm.. Bugün rüzgar sendin, ben seni bahane ettim gitmedim. Sadece rüzgarın yetti aklımı başımdan almaya, beni olduğum yerde tutmaya. Bi adım bile atamadım senden uzağa. Sana ihanet edemedim.
Turuncu- kırmızı tenimden akıp gittin, acıttıklarını onararak. Karardı hava, yarını beklemeye başladım bildik gergin heyecanımla.

9 Nisan 2011 Cumartesi

Şans

Bi çocuk bana "Ne kadar şanslısın." dedi. "Neden?" dedim, bişeyler saydı. İnsan kendi şansını kendisi yaratır diyecektim. Çünkü saydıkları benim zorla, çekiştire çekiştire elde ettiğim şeylerdi hep. Ama demedim, terslemişim gibi olucaktı öyle bi amacım yoktu halbuki, sadece gerçek bu.
Sonra düşündüm de ben her zaman zorla alacağım şeylerin peşinden koşan biri oldum. Elimdekilerden çabuk sıkıldım, bi kenara attım. Eğer elimdekiler benim şansımdıysa, ben onları hiç sallamadım. Şans diye bir şey yok hayatımda. Uğraşarak, ağlayarak, kendimden feda ederek kazandıklarım şanssa, şans benim. Her defasında sadece kendimi aşmam gerek, "normal olan"a kafa tutabilmem için.
Yani demek istediğim bence bir şeye kolayca sahip olabilmek şans değil, şans zor olanı elde edebilmek. Şans benim. Şans biziz, kendimiziz.

6 Nisan 2011 Çarşamba

Bi şarkı

Your fingertips across my skin
The palm trees swaying in the wind, images..
You sang me Spanish lullabies
The sweetest sadness in your eyes, clever trick..
I never want to see you unhappy
I thought you'd want the same for me.

We walked along a crowded street
You took my hand and danced with me, images
And when you left you kissed my lips
You told me you'd never ever forget these images, no..
I never want to see you unhappy
I thought you'd want the same for me.

Goodbye, my almost lover
Goodbye, my hopeless dream
I'm trying not to think about you
Can't you just let me be?
So long, my luckless romance
My back is turned on you
I should've known you'd bring me heartache
Almost lovers always do

I cannot go to the ocean
I cannot drive the streets at night
I cannot wake up in the morning
Without you on my mind
So you're gone and I'm haunted
And I bet you are just fine
Did I make it that easy
To walk right in and out of my life?..
Not: Fena bi şarkı.. Sevgilisinden yeni ayrılmış olanlara tavsiye etmiyorum. Büyük yazdığım kısımlar almost lover'a olan kızgınlığını, kırmızı yerlerse hala çok seviyor oluşunu temsil ediyor.. Yani ben böyle hissediyorum bunu dinlerken

3 Nisan 2011 Pazar

Herşeyden biraz biraz..

Ben ne zaman birine aşık olsam, başka birisi benimle ilgilenmeye başlıyo.. Ama aşık olduğum kişiyle o kadar dolu oluyorum ki diğerini hiç görmüyorum bile.. Ezip geçiyorum, kırıp döküyorum. Farkına vardığımda çok geç oluyo. Çok üzülüyorum ya. Sanırım yine aynı şey olucak ve ben bile bile yine aynı şeyi yapıcam..
***
Benim arkadaşlarım o kadar bencil ki, beni hiç düşünmüyorlar demek hafif kalıyo.. Artık beni göörmüyolaar! -Genelleme yapma Marslı kız..- Tamam, hepsi değil, bi kısmı. Ama en çok değer verdiğim kısmı. Artık o kadar değer vermiyorum tabi. Yani hep ben çabalayamam dimii? 5 kere mesaj atarım her seferinde 3 gün sonra cevap verirse, bi daha atmam.. 10 kere yanına giderim, o bi kez olsun gelmiyosa bi daha gitmem bu bööyleeee.. 
***
Ona değer vermemi anlayamamalarına gıcık oluyorum! Benim için aşk bu, herşeyini bildiğim birini sevemem bunu anlamak bu kadar mı zor? Diyelim ki anlamıyolar, neden yorum yapıyolar, küçümseme çabalarına giriyolar ki? Yani sizee neee?! Onlar alışkanlıklara takılıp kalmışlar halbuki, rutinlerin içine sıkışmışlar, ölüyolar fark etmiyolar.. Ben özgürüm heralde o yüzden küçümseyerek kendilerini kandırmaya çalışıyolar.
 ***
Gıcık olmak demişken, sevgilileri için arkadaşlarını satanlara da çok gıcık oluyorum. Dengeyi kurmak bu kadar zor değil cidden ben yapabiliyosam siz de yaparsınız! Sonuçta ayrılınca ağlaya ağlaya o arkadaşlarına dönüyolar, olmuyo.. -bide sevgilisine çantasını taşıtan kızlara gıcık oluyorum o ne olm gay gibi asfdchasjfds yazık çocukcağız napcağını nasıl tutcağını şaşırıyo bide öyle böyle değil yani bildiğin tiki çantası sdjkfhdgt nese bunun konuyla ilgisi yok-
***
Bi kıza ders veriyorum -pek parlak zekalı olduğunu söyliyemicem..- Bazen öyle diyaloglarımız oluyo ki şok oluyorum. Bi gün uzun uzun anlatırım, şimdi küçük bi örnek vericem;
Ben: İzotop ne demek biliyo musun, okulda gördünüz mü?
O: Hıı.. Öyle bi oyun var bide dimi..
Ben: Hayır, senin dediğin istop(!)
O: hıı evet..
Ben: -_-''
***
Size kardeşimden hiç bahsetmedim. 13 yaşında minik bi ergenim var benim! Bazen atışırız, tartışırız ama genelde iyi geçiniriz. O kadar güzel espriler yapıyo ki ciddi anlamda "yerlerde yuvarlanarak" yarım saat güldüğümü bilirim! Bide aramızda kalsın öğrencimi acayip kıskanıyo, ne zaman dersten gelsem ders çalıştır beni diye tutturuyo huysuzluk yapıyo.. Kardeşim özlüyo beni de ders vermeyi bırak diyo. Seviyorum şebeğimi! 
***
Benim bi arkadaşım var liseden, adı Özge. Beni çok iyi anlıyo, çok destek oluyo.. İyi ki var o! Onun hakkında bi yazı yazıcam. Şimdeden söylüyorum duy beni özge! Seni ne kadar çok sevdiğimi biliyosuun
***
Bu yazıyı da burda bitiriyorum.. Bişeyler daha söylicektim sanki ama aklıma gelmedi şimdi, bi başka yazıya artık. xoxo, Gossip Girl (-e bağlarım burdan daa asfdsgfdg)

2 Nisan 2011 Cumartesi

Normal mi Sence?

Bir gün daha geçti
Daha ne kadar var?
Daha fazlası olmalı.. Buralara bi yerlere koymuş olmalıyım yedek günlerimi. Bitmiş olamaz, olmamalı. Tutulmayınca yayından kalkan bir dizi gibi bitemeyiz değil mi? Nefes alabilmem için, sakin olabilmem için ne kadar zamanımız kaldığını bana söylemelisin. 
Uzun bir uyku bu,

İçinde herşey var..
Çünkü ben her gün o saat geldiğinde çok üzgün oluyorum. Çünkü bu bir 20 saat daha beklemem demek, bir 20 saat daha sabretmem demek. Sadece umudum olabilsin diye hem de. Sadece seni görme şansım olsun diye, sadece bana gülümseme ihtimalin için.
Bıraktığın her izi, s
arf ettiğin her sözü
Kazıyorsan aklıma..
Sen hiç yokken, bana tamamen yabancıyken dünyama girdin. Önce gözlerim aşina oldu sana. Etrafa şöyle bir göz atmam yeter oldu varlığını fark etmem için. Sonra gözlerim arar oldu seni. Üstünde takılı kalabilmek için. Şimdi daha fazlasını istiyorum. Bir saniyesini bile unutmadığım konuşmamıza yenileri eklensin istiyorum. Çok şey var birbirimize anlatacağımız, saatlerce susmayalım istiyorum..
Normal mi sence?

                                


İstemedim uyanmayı,
Bu soğuk uykudan.
İstemiyorum. Çünkü bu uykunun bitmesi umudumun bitmesi demek. Ben her gün o saatten sonra artık yarın olsun diye sayıklıyorum, bilinçsiz bi uyku hali içinde. Günlerim yarım benim. Senden sonrasını yaşamıyorum, geçiştiriyorum sadece.
Cevapları aradım,

Soruları sormadan..
Biliyorum sormalıydım, sormalıyım. Yoksa cevapları asla bulamam, başkalarının bana bakışlarında, o bakışlarla huzursuz edişlerinde yok o cevaplar. Sadece sende var. Sadece gözlerinin içine bakarsam bulacağım aradığım tüm cevapları. Başlangıcımız iyi değil miydi sence de? "Sen kimsin?" dedim kim olduğunu söyledin. İyi biriydin.
Düşürdüğün gölgeleri, d
üştüğün yerleri
Kazıyorsan aklıma..

İnan unutmuyorum, hiç bir hareketini, hiç bir sözünü, sesini, hatta mimiklerin bile aklımda. Ama bir yandan da çok uzak geliyor tüm bu hatıralar. Sensiz geçirdiğim her gün daha daha uzun sürüyor sanki. Her bir dakika bir saatmiş gibi geçerken, bir 20 saat daha bekliyorum. Gözlerim doluyor, boğazımda düğümleniyor zaman.. Geçmiyor..

Normal mi sence?

Bu kez "Ben kimim?" diye soracağım sana. Kim olduğumu öğrendiğim zaman, her şey sadece mükemmel olucak. Biliyorum.
Ya hiç gelmezsen diye, korkuyla, çığlık çığlığa çarpışına rağmen kalbimin, gözlerimi kapayıp uzun uykuma deam edeceğim, günün sen kısmı gelene dek, her gün sabırla.
Bu da şarkısı.