18 Ocak 2011 Salı

acımadı kii acımadı kii asdsafd.

Yeni bi alışkanlık geliştirdiğimi fark ettim. Yoluma çıkan acıları benimseyip yaşamaktansa üstüne basıp geçiveriyorum. Yarım saat, bir saat şokunu yaşıyorum sonra sanki benim acım değilmiş gibi duygusuzca düşünüp mantıklı kararlar veriyorum. Geri dönüşü, ikinci bi şansı asla olmayacak acimasiz kararlar. Ve şaşırtıcı bi şekilde o iyimser, duygusal kararlarımın aksine bunlardan hiç pişman olmuyorum. Mantıklı oldukları için doğru, doğru oldukları için pişman olunamazlar çünkü.
Bunu yapmamalıyım belki de. Üstüne basıp geçince atlattım sanıyorum, halbuki ayakkabılarımın altına bulaşıyo acılar. Attığım her adımda beni yere yapıştırıp ilerlememi, devam etmemi engelliyor. Kurtuldum sanarken aslında onlar hep benimle geliyo.. Yaşanmıyo ama inkar da edilemiyo, belki boğazıma düğümlenmiyo ama omzumda tonlarca yük oluyo.. Acıtmadığı yalan çok acıtıyo işte. Taşıyamıyorum en sonunda.. Vazgeçiyorum, yine aptal duygusallığımla mantık sınırlarını zorluyorum. Evet pişman oluyorum! Attığım her bir mesajdan tek tek. Senden bahsettiğim her konuşmadan, seni düşündüğüm her saniyeden ayrı ayrı pişman oluyorum.
Bir türlü kabullenemediğim, istemediğim senin aksine acını sahiplendim şimdi. Benim acım, benim yanlışım, benim suçum, benim aşkım mı?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder